Han Ayvaz Adıgüzel: Öfkeden daha tatlı…
Han Ayvaz Adıgüzel
hanayvazadiguzel@gmail.com
Ey Resul bana öğüt ver denilince: “Kardeşini ve arkadaşını güler yüzle karşıla” dedi. Güler yüzün yarısı yaratılıştan, yarısı senin kazancındır. Yani sen talim ettin bunu kazandın. Hesap günü yaratılış değil, kazandığın tartılır. Bu demektir ki, ille kazandığın!
Güler yüz, örtülü bir teşekkürdür. Bu, aslında Allah’a şükrün fenomenidir.
Ali şöyle dedi: “Güler yüzünüz sizin ilk iyiliğinizdir.” Bu sözün güzelliği evrenseldir. Acaba kişi kendisine sadaka verebilir mi? Verir! Güler yüz. Başka? Tatlı dil! İmam sonra şöyle buyurdu: “Konuşmadan önce doğru söylemeyi öğrenin; çünkü doğru söyleyeni ilk tasdik eden Allah’tır!”
Sözü doğru söyleyenin yüzü güleç, ameli temiz olur.
Yeryüzünde uğursuzluk yoktur. Resul Şöyle buyurdu: “Eğer bir şey uğursuz olsaydı o da dil olurdu!” O halde yalan varsa dilini tut, fesat varsa dilini tut. Tuttuğun kadar sana sevap yazılır!
İmam Zeynel Abidin’den bir hadis: “Bugüne kadar öfkeden daha tatlı bir şey yutmuş değilim! İşte sana üstün ahlak!
Kalp dile şöyle yalvarıyormuş: “Allah aşkı için senden dolayı azap görmeyelim, bize acı!”
Eğer aziz olmak istiyorsan af et. Yücelmek istiyorsan, alçak gönüllü ol.
Allah Musa’ya şöyle dedi: “Ey Musa seni neden Peygamber seçtim, biliyor musun? Senden daha alçak gönüllüsünü bulamadım. Sen yüzünü toprağa koyardın.” Aşk şairi Yunus Emre’de şöyle diyor: “Erenlerin katında toprak olasım gelir!”
Duamız şudur: “İlahi, kalp gözlerimiz, azamet madenine ulaşsın, ruhlarımız da Kuddusü’nün izzetine bağlansın!”
Her dinin mümini vardır. İslam’ın Hristiyanlığın, Yahudiliğin ve diğer dinlerin. Hint kökenli, Çin kökenli!
Müminin ruhu Allah’a bağlıdır, güneş ışınlarının güneşe bağlı olduğu gibi.
İbadet, insanların bildiğinden çok ayrıdır. Peygamber ibadeti şöyle tarif etmiştir: “İbadet, müminin hakkını eda etmektir!” Müslümanım demek mümin olmak demek değildir, o, tanış olmaktır. Mümin kendi aleyhine olsa bile hakkı konuşmaktır. Dünyadaki olaylara bakın, acaba hakkı kim konuşuyor? Kim konuşuyorsa mümin odur. Peygamberin dediği de budur zaten.
Cami’ye gitmekle Kiliseye gitmekle mümin olmanın hiçbir alakası yoktur. Yazdığımız gibi, ibadet ilişki kurmaktır.
Peygamber şöyle bir kıssa anlatmış: “Ahirette, koyu karanlıkta, bir kişinin önünde bir ışık gidiyormuş. Adam sormuş; ey ışık sen kimsin? Cevap alamayınca ona yemin vermiş yine sormuş. O da demiş ki: beni tanımadın mı? Sen dünyada bir mümini sevindirmiştin, işte ben oyum!”
Doğruyu konuşan, doğruyu yazan, araştırıp ortaya koyan, müminin yanında yer alanlar seçkin insanlardır. Allah onların kalbini her saat yoklar.
Bir müminin ihtiyacını karşılayan Kâbe’yi tavaf etmiş gibidir. Bin fakiri doyurmuş, bin cenaze namazına katılmış gibidir.
Müminler yaptığı bu güzel eylemlerle etki yaratırlar. Tarih etkili olanları da etkili olayları da anar. İyilik etmeyenler düşünce düzeylerini aşamayan insanlardır. Düşünce düzeyini aşamayanlar, hedef belirleyemezler. İyiliğin sürekli oluşu kişiyi diri olmaya çeker. Diri toplum bihaber toplum değildir!
-
Guterres’ten Orta Doğu için acil çağrı: Tüm saldırılar durmalı
-
Küresel belirsizlik İspanya turizmini artırdı, ülkeyi 100 milyon turiste yaklaştırdı
-
Fransa, İsrail Maliye Bakanı’nın ülkeye girişini yasakladı
-
Macaristan’da milletvekili maaşları yüzde 40 azaltıldı
-
Küba’da kesintiler bitmek bilmiyor: Elektrik, gaz, uyku yok
-
İran: Hürmüz’den Babul Mendeb’e yeni güvenlik kuşağı
