Neşe Doster: Ağır bedeller ödemek düşünsel çölleşmeyi tetikliyor…
Neşe Doster
nesedoster@yahoo.com
Bunca hay huy arasında öncelikler yer değiştirip, kaygılar ve belirsizlikler çoğaldıkça düşünsel çölleşme artıyor gibi. Bazen kaldıramayacağımız ağır sınavlardan geçiyor, bazen yalın ve acı gerçeklerle yüzleşiyor, bazen içimize gömüyor, bazen dışa vuruyor, bazen de yaşamı sonsuza kadar değişen insanların acılarına tanıklık ediyoruz. Dolayısıyla fikri yatırımları ertelemek zorunda kalıyoruz.
Süreci körükleyenlere bakınca! Acımasız şekilde öldürülenler var, haksız ve suçsuz yere özgürlüğü elinden alınanlar var, geride kalan çaresiz aileler, babasız- anasız büyüyen çocuklar, yarım kalan yaşamlar, sevdiklerinden ayrı geçen ve bitmek bilmeyen günler, yaşamı renkli kılan özel günlerdeki ayrılıklar ve hızla akıp giden zaman var.
Haklı talepler yanlı ve yanlış yöntemlerle karşılanırsa! Gençlerin haklı beklentileri yok sayılıyorsa! Hele de gelecek kaygısı artıp, yarın belirsizliklerle dolu ise! Bu durumda bize düşen olup bitene alışmamak, görmezden gelmemek, unutmamak, yalnızca geçmişe değil, geleceğe de sahip çıkarak, çocuklarımıza, torunlarımıza, gençlerimize daha yaşanabilir bir ülke bırakmak, hareket alanı daraltılan toplumların nefes almakta zorlanacağı gerçeğini hep hatırlamaktır.
Bazı gerçekler önümüzde beton gibi duruyorsa! Adımlarımızı hesap kitap yaparak mı atalım?
2 milyonu bulan kurye sektöründe üniversiteli gençlerin ve atanmayan öğretmenlerin sayısı her geçen gün artıyorsa! Ülkemizde 10 kişiden 7’si borçla yaşıyorsa! Haber yapmanın, soru sormanın bedeli gözaltı, ev hapsi, demir parmaklıklar ise! Geçim şartlarının ağırlaşması nedeniyle kitap okuyamayan, öğrenimini yarım bırakan, tatil nedir bilmeyen, sinema, tiyatro, konserden habersiz olan, yeni giysiler alınamayan, dengeli ve sağlıklı beslenemeyen, taze sebze – meyva, tavuk eti bile yiyemeyen, aile bütçesine destek olmak için atölyede, sanayide, tarlada, lokantada alın teri döken 10-18 yaş arası her 10 çocuktan 4’ü ya çalışıyor ya da iş arıyorsa! Erkek çocukların işgücüne katılım oranı yüzde 36’a ulaşmışsa! Ülkemizde 2024 yılında 8 bin 484 bebek ölümü kaydedilmişse! Durum geniş anlamda vahim demektir.
Hal böyle iken ne yapmak gerekir? Büyük sözlerin yerine duyarlılık göstermek, gösterişin yerine gerekli adımları acilen atmak gerekir. Çocukların ve gençlerin kırılgan dünyanın en değerli varlıkları ve yarınlarımız olduğunu unutmamak gerekir. dır. Memleketimizin güzelliklerini ve geleceğini soldurmamamız gerekir. Çünkü bir ülkenin uygarlık anlayışının yaptığı yollar, yükselttiği beton binalarla ölçülemeyeceğini, kendisine emanet edilen varlıkları, yapıtları, geçmişten kalan güzellikleri korumayı bilmek ve ihmal etmemekten geçtiğini hep hatırlamak gerekir.
Tam da burada geçmişe dönelim!
Son yıllarda yoğun bir şekilde kentsel dönüşüm furyasıyla yüzleşiyoruz, tabii ki gerekli olanlara sözümüz yok, ancak kimlikli ve kişilikli binaların yerine beton yığınlarının hızla yükselmesi toplumlararası kültür farkını çok belirgin ortaya koyuyor. Şehirlerin görünümü değişiyor, güzellik korunamıyor, tek tip binalar göğü kaplıyor, çirkinlik olağanlaşıyor, güzel ve alımlı sokak ve caddelerin yerini bambaşka bir manzara alıyor.
Oysa kültür kuşaktan kuşağa aktarılan bir şeydir, geçmişe saygı duyarak koruma sorumluluğudur, ortak mirasa sahip çıkma bilincidir. Estetikten yoksun taş yığınlarıyla, geçmişe ve güzelliklere sahip çıkılmaz. Dere yataklarına, orman arazilerine, tarım alanlarına yüksek binalar dikerek ancak felaketlere zemin hazırlanır, davetiye çıkarılır. Tıpkı günümüzde ödenen ağır faturalar gibi…
-
Zelenskiy doğruladı: Ukrayna, ABD ve Rusya arasında üçlü görüşmeler önümüzdeki ay yapılacak
-
Mekke İttifakı’nin İran ile ilk teması bugün: Türkiye’yi Kalın temsil edecek
-
Sırbistan’da iktidardaki Vucic’in, öğrenci hareketine yenilmesi sonrası kutlamalar
-
Brezilya’da Lula yeniden devlet başkanı seçildi
-
Neşe Doster: Ağır bedeller ödemek düşünsel çölleşmeyi tetikliyor…
-
Cahit Kılıç: Kuvvetler ayrılığının çöküşü ve hukukun siyasallaşması…
