Neşe Doster: Boş kontenjanlar, öğrencisiz sınıflar…
Neşe Doster
nesedoster@yahoo.com
Her kademede hocalık yapan bir eğitimci olarak bu konuyu yazmasam olmazdı, okur öneri ve dürtüleri gelince de sütuna yatırmak şart oldu.
Akademik anlamdaki en başarılı okullardan, yeni açılan üniversitelere kadar gerçek olan şu ki kontenjanlar artık büyük ölçüde boş kalıyor, özellikle yüksek öğretime ilgi azaldı, hoca var, öğrenci yok, bina var, personel var okuyan ve tercih eden yok, bazı okullarda 1 öğrenciye 5 hoca düşüyor. Yıllardır öğrencilerin kayıt yaptırmadığı, ya da yaptırdığı halde devam etmediği bölümler var, bu arada yabancı öğrencilerin ilgi gösterdiği bölümler var, 1 öğrenciye 5 akademisyen düşen bölümler var, bu durumda dersler özel ders gibi lüks işleniyor, daha doğrusu ultra lüks, adeta kişiye özel dersler yapılıyor boş anfilerde!
Başta MEB olmak üzere şaşırma duygusunu kaybeden toplum artık bu tabloyu şaşkınlıkla değil, büyük bir kabullenişle, sessizlikle, yorgunlukla ve kanıksayarak karşılıyor. Kısaca her alanda ve her anlamda atılan yanlış adımlar, müfredattan çıkarılan ulusal değerler, çocuklarımızın ve gençliğin geleceğine dair atılan yanlış adımlar, MEB’in öğrenci ve öğretmenlere yönelik yanlı talimatları, yapılan haksızlıklar, adaletsizlikler artık sıradanlaşmış gibi görünüyor…
Şimdi soru zamanı?
Yine pek çok üniversitede Biyoloji, Fen Bilgisi öğretmenliği bölümlerine 2-3 yıldır ilgi yok, kontenjanlar boş kalıyor, bu durum hocaların motivasyonunu düşürdüğü kadar, gençlerin gelecek kaygısının da kanıtı değil midir?
Başta iş garantisi olmayan bazı bölümler olmak üzere öğretmenlikten mühendisliklere, özellikle çevre, gıda, maden mühendisliği bölümlerine kadar her alan için geçerli olan bu ilgisizlik (zorunluluk mu demeliydim?) ortada iken; yıllardan beri tek bir öğrencinin dahi tercih etmediği bölümler neden açılır? Ya da o bölümlerin boş kalmalarına seyirci kalmak kimin işine yarar? MEB bu konuda istihdam, odaklı, geleceğe yönelik planlamalar neden yapmaz? Barınma sorunu nedeniyle tercih yapamayan öğrenciler için dağı taşı betona gömmekten çok hoşlanan yönetim niçin yurt yapmaktan çekinir?
Örneğin Harran Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümüne bu yıl kimse kayıt yaptırmamış, Suriye ve Iraklı 18 öğrenci varmış, tek bir öğrenci olsa da dersler devam ediyormuş, Komor Adaları’dan bile öğrenci varmış. Tam da burada kendi üniversite yıllarımı düşünüyorum, hocalarımız anfilerde 70- 80 kişiye ders anlatırdı, bizler de yer kapmak, önlerde oturmak, not alabilmek için erkenden okula koşardık. Kendi hocalık yıllarımda sınıflar konferans salonu gibi gelirdi gözüme. Şimdi sınıflarda 2-3 öğrenci var…
Yine Kars Kafkas Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümünde 4 öğrenci var. İkisi Çadlı, biri Filistinli, diğeri Türk. 4 öğrenciye adeta özel ders verir gibi ders işliyor hocalar.
Sözü buraya kadar getirmişken gelelim kadın rektör sayımıza…
Erkek akademesiyenlerin sayısı 17 bin 313, kadın akademisyenlerin sayısı 21 bin 376 olmasına rağmen, üniversite yönetimlerinde ve idari kadrolarda yer alamıyor, ya da çok az görevlendiriliyoruz. Toplam 207 üniversitemiz var, 5’i devlet, 12’si vakıf olmak üzere sadece 17’de kadın rektör görev yapıyor. Akademinin cam tavanlarını kıramamak anlamına gelen bu durum profesörlük ve rektörlük erkek işi demek midir acep? Hele de İç Anadolu Bölgesi ve Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki üniversitelerde kadın rektörün olmayışı nasıl açıklanıyor, ne gibi temellere ve gerekçelere dayandırılıyor yaman merak ediyorum doğrusu!
MEB’in dikkatine! Bazı üniversitelerin belli bölümlerine 2024’ten beri tek bir öğrenci kaydolmamış…
Sorularla ilerlersek; İstediği bölümü kazanamayanlar mutsuz da kazananlar mutlu ve huzurlu mu? Kalacak yeri, yatacak yurdu, harcayacak parası, barınma, yemek ulaşım için yeterli desteği olmayanlar ne yapsın? Yeterince yurt ve yatak kapasitesi var mı? Yeni dönem için 200 bin liraya kadar çıkan kitap fiyatlarını kaç gencimiz karşılayabilir?
Milyonlarca diplomalı işsize bakınca sorunun yanıtı açık ve ortada iken; neden istihdam odaklı bir planlama yapılmaz, niçin öncelikle ve izellikle gençlerin beslenme, barınma, ulaşım gibi başat sorunlarına çare bulunmaz, niçin neden pahalı binalar yapılır, tercih edilmeyen bölümler açılır? Kapağı açılmayan kitaplarla dolu kütüphaneler, çok azı kullanılan laboratuarlar, öğrencilerin az ilgi gösterdiği spor salonları, atıl kalan, verimli kullanılmayan atölyeler, sergi salonları durmadan artar. Hele de kitap bağışlamak isteyenlere hayır diyen üniversite yetkilileri bu konuda ne düşünür?
Özetle! Soru ve yorumlarınızı duyar gibiyim, ben de soru yoluyla yanıtlamaya ve yorumlamaya çalışayım! MEB bu konularda ne düşünüyor, ne gibi önlemler almayı planlıyor, ya da bu soruları kendine neden sormuyor, daha doğrusu kendilerine göre her şey süt limanken niçin sorup kafa yorsun ki?
-
Neşe Doster: Boş kontenjanlar, öğrencisiz sınıflar…
-
İran: ABD düğüne saldırarak savaş suçu işledi
-
Zaharova: Dış güçler Asya-Pasifik Bölgesi’nde çatışma çıkarmaya çalışıyor
-
El Nino alarmı verildi: Pasifik’te üçlü kasırga korkusu büyüyor
-
Rus ordusu, Kiev ve Odessa’daki hedefleri SİHA’larla vurdu
-
Melih Gökçek şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldı
