Benim Penceremden Puslu Manzara…

-Genel - 19 Mayıs 2025 16:11 A A

Cahit Kılıç

Cahitkilic54@gmail.com

YAZI ARŞİVİ

PRAVDA!

Doğru ya da gerçeklik tek değildir. Herkesin bir doğrusu var; kimisi sath-ı mail, kimisi tek düzlem.
Fikir geometri değil ki, değişmez çizimler olsun.
Çok uğraşsan bundan ancak can eğrisi çıkar!
Lâkin…
Çalışır, didinir, öğrenir edinirsin bilgi, eşittir fikir.
Öte yandan…
Zahmete gerek yok, münasip yerinden sallarsın olur fikircik…
Değil mi ki, fikir adamları değil; ezberci lümpen revaçta.
Bu da yeni bir şey değil, hep vardı.
Tek fark, şimdilerde şampiyonluk kupası lümpensporun elinde…

ARGUMENTUM AD HOMİNEM

Elli bin insanın kanından sorumlu, katiller yığını PeKeKe, sıradan çıkmış gibi görünüyor… (Ben pek inanmasam da, şimdilik durum bu!)
Lâkin Saldıray abilere yeni düşman lâzım…
Kavanoz dibinden mülhem; on bir numero gözlüklü yeni metin yazarları aranıyor!
Bulunur elbet kurtaracak dara düşmüş koltuğumuzu!
Terennüm etmeye devam:
“Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!”

19 MAYIS 2023 TARİHİNDE NOT ETTİĞİM BİR YAZIMDAN KISA BİR KESİT!

* Siyaset, hayâli düşman yaratıp onun üzerinde tepinerek, makam-mevki ve menfaat devşirme sanatıdır…
* Siyaset, kendi hatalarını, çirkinliklerini, adaletsizliğini muarızının üstüne yıkma sanatıdır…
* Siyaset, kara propaganda, hile, desise ve al ile tuzak kurup rakibini vurma ve siyaseten ekarte etme sanatıdır. Bunu, İslâm tarihine; Hz. Hamza’nın ciğerini söküp yiyen Hind bint Utbe’nin oğlu, Muaviye bin Ebusufyan sokmuştur!
* Siyaset, kardeşi kardeşe, evlâdı babaya düşman etme sanatıdır…
Biz, Türk halkı olarak bunun müşahhas örneğini bizzat yaşadık!
1970-80 arası yıllarda birbirimizi öldürdük! Aile içinde ikiye, hatta üçe bölündük! Canı bir, kanı bir öz kardeşine kurşun yağdıranlar oldu!
* Ne yazık ki, tarih tekerrürden ibarettir. Âkif merhum “Tarihten ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi” demiş ama biz ders çıkarmıyoruz…

MUM IŞIĞINDAN PROJEKTÖR ÇIKARMAK!

Önyargıları kırmak veya paslı çivileri sökmek kolay iş değildir.
Bunlardan kurtulmak, cehaletten kurtulmak demektir.
A canım efendim!
Cehaleti yıkmak için; kimin var da, kiminle bir “Aydınlanma Çağı” başlatacaksın?
Otur evinde, varsa eğer bir tas sıcak çorbana şükret!
Yoksa…
Cehaletin gerdişi çok sert dönüyor. Linç pratiği bir adım mesafede…

DEVR-İ DAİM

Bir zamanlar meydanlarda haykıran adam, şimdi salonlara mahkûm.
Çünkü batmış ülkede eli mahkûm.
Dünkü salon adamları ise bugün meydanlarda…
On binler, yüz binler, milyonlar genç bir lider çıkardı.
Haykırışlar semavatta yankılanıyor: “Ferman padişahın meydan bizimdir!”

HEM HARİS HEM MUHTERİS!

İster hırs deyin ister histeri…
Ölümsüz olduklarını ve ilânihaye dünyaya bir baştan bir başa hükmedeceğini sanan hükümdarlar, hiç mi dönüp tarihe bakmazlar?

Şâir Eşref merhum noktayı koysun yazımıza:

“Muvakkattir eğer hükmeylesen dünyaya sertaser
Çıkar ahir elinden bin yerinden bağlasan çember
Cihana sığmamışken bir mezara sığdı İskender
Varıp baksan o da şimdi yıkık bir gâre dönmüştür!”

GÜNE DÜŞEN SÖZ

“Korkuya dayalı saygıdan daha aşağılık bir şey yoktur.”
Albert Camus

 

19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı ve Galatasaray’ın 25. Şampiyonluğu Kutlu Olsun.

 

-Genel - 16:11 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

  • Yakup Karabağ 20 Mayıs 2025 11:50

    Aziz Nesin oğlu Ahmet Nesin’e gönderdiği mektuplarda onun felsefe merakından kaynaklanan felsefe okuma isteğine karşı çıkmıştı. Temel argümanı da Türk toplumunda felsefeye elverişli, daha doğrusu felsefe yapılmasına olanak tanıyan külürel anlayışın olmamasıdır. Bunu öğrendiğimde ne demek istediğini tam anlayamamıştım. Yine “batıcı” bir aydının kendi toplumunu küçümsemesi gibi algılamıştım. Sonra üzerine düşğndüğümde Aziz Nesin’in haklı olduğunu abladım. Çünkü biz toplum olarak soru sormayı, sorgulamayı bilmiyoruz, yapanları da hemen linç ediyoruz. Osmanlı’dan beri soru sormak “küfr” muamelesi görmüş. Durum böyle olunca ne düşünmemiz gerektiğini bile yüce “devletlü” belirler. Misal; hiç şüphesiz Fatih Türk tarihinin en büyük kahramanlarından biridir. Saltanatın selameti için kardeş katline cevaz veren ferman sahibi bir padişah olarak aslında çocukların, bebeklerin hatta hamile cariyelerin katledilmesinden de sorumludur diye “kibarca” eleştirilse neler olacağını tahmin edebiliyorum… Asında faşizmi Almanlar sistematik bir ideoloji haline getirmeden önce Türk milleti onu icat etmiş ve hem mikro düzeyde hem de makro düzeyde asırlardır uygulaya gelmiştir. Tabi ki arada önemli farklılık var. En önemli fark Alman faşizmi tamamen ırk bazında iken bizdeki, Osmanlı’dan miras tamamen egemen düzen anlayışı bazındadır. İlginç olanı; farklı dinden olanlar baş kaldırmadıkları ya da vergilerini verdikleri sürece hoş karşılanmışlar ve desteklenmişler. Ama, aynı dine fakat farklı mezhep ve tarikatlara hiç bir hoşgörü tanınmamış ve düşman olark görülmüş. Edirne’de Hurufi tarikatına mensup 10 binden fazla Hurufi’nin diri diri yakılması bunun en açık örneği. Cumhuriyet Türkiyesi bu toplumsal mirası Osmanlı’dan devralmış ve bu mirasa batıcı bir anlayışla milliyetçilği eklemiş. Durum böyle olunca bu toprakların faşizmi hem mezhepsel hem de ırksal boyut kazanmış görünyor.
    Yani demem o ki, Cahit abi, bahsettiğin cehalet biz de kültürel kodlarımıza yerleşmiş durumdadır. Bazen inşaallah yaşadığımız bu durum gerçeklik değildir, bir simülasyon görüyoruzdur diye dua ediyorum.
    Tükmenistan’da bir sabah uyanan Türkmenbaşı bütün arabalar beyaza boyanacak diye emir veriyor. Bizdeki Türkmenbaşı da bütün kabine bıyık bırakacak diye emrediyor. Ve maalesef “ne oluyor” diye soru sorması gerekenler emre itaat etmek bir yana, sempatik buluyorlar.
    Hangi düşünce ikliminden bahsedebiliriz ki….
    Allah sonumuzu hayr eylesin.

  • Ahmet Tok 19 Mayıs 2025 17:19

    Mükemmel tespitler, yüreğine sağlık abi.

  • Göksel Geçit 19 Mayıs 2025 17:17

    Mükemmel bir yazı sizin gibi düşünüyorum.

  • Hakan Akpınar 19 Mayıs 2025 17:09

    Harika… 👏👏

  • Mutlu Taşdemir 19 Mayıs 2025 16:43

    Fikri kör vicdanı kör irfanı kör nesiller yetiştirmenin bedeli ağırdır maalesef Türk milleti Atatürk’ün vefatından sonra kasti bir biçimde eğitimsiz bırakıldı çünkü kimine yoldaş kimine yandaş kimine mürid kimine asker kimine mücahit kimine müteahhit lazımdı.din sahası desen o daha vahim rahmetli ömer lütfi metenin de dediği gibi herkes kendi putuna şirin başkasının putuna ibrahim. ama en iyi tahlili rahmetli Sabir bırakmış olsa gerek
    Değişip devri zaman herkes gümannan danışır
    Molla rüşvethenede kafir imannan danışır.

  • Timuçin Akdoğan 19 Mayıs 2025 14:26

    Cahit bey yine döktürmüşsünüz ,elinize, emeğinize ve zihninize sağlık.