Machiavelli’nin Siyasi Tahlilleri…
Han Ayvaz Adıgüzel
hanayvazadiguzel@gmail.com
Siyaset uzmanı Machiavelli meşhur “Hükümdar” kitabında iki devleti örnek vermiştir. Türkiye ve Fransa!
Türkiye için şöyle diyor: “Bir başkan var bir de onun kulları! Başkanın yetkileri çok büyüktür. O ülkede ondan başka egemen yoktur. Halkın da ona özel bir bağlılığı vardır. Valileri istediği zaman ve istediği biçimde değişir.
Fransa içi de şöyle diyor: “Aynen Türkiye gibi güçlü bir başkan var ama Türkiye’den farklı olarak başkanın etrafında tarihten gelen kalabalık bir soylular sınıfı var ve bu sınıflar ayrıcalıklıdır.
Türk hükümetini ele geçirmek zordur. Halkın ayaklanmasına umut edilemez. Soylular yoktur ki dirensin. Halka kimse umut bağlamasın, onları kimse arkasına alamaz. Tarihi kapı kulu olmaları karakteristik özellikleridir. Dışarıdan Türk hükümetine saldıran, halkı kenetlenmiş olarak görür fakat başkan bir kez yenik düşerse o bozgunu kimse durduramaz ve devlet böylece ele geçirilir.
Fransa’da durum biraz farklıdır. Soylulardan birini ele geçirdiğin zaman devleti ele geçirirsin.
Machiavelli’den bu yana Türkiye’de çok şey değişmiştir yeni analizle gerek.
Siyaset şu üç kavram etrafında döner: “Yöneten, yönetilen, deneten!” Ülkemizde Atatürk’ten bu yana bir şüphe hep içimizi kemirmiştir. Acaba bizim hükümetleri kim denetliyor?
Kim ne derse desin, halkımız bu meselede kanıksamıştır. “Bizim hükümetler denetleniyor” dış güçlerce!
Caydırıcılık ve inandırıcılık devletlerin vazgeçilmez iki vasfıdır. Türk devletlerinin caydırıcılığını Türk silahlı kuvvetleri ispat etmiştir lakin inandırıcılığı yok edilmiştir. Bu iş Menderes’le başladı. Resmen Amerika’ya teslim oldu. Bundan sonra gelen diğer hükümetler de kendilerini bu lekeden kurtaramadılar.
Kurulan partilerimiz de devlete benzedi. “Acaba bu partiyi kim kurdurttu” düşüncesi halkımızda hiç değişmedi.
O halde şunu ilan ediyorum. Bir parti önce şunu başarmalı: “Ben denetlenmem, ben bu milletin izzetini taşıyorum!” Bunun için cesur mensuplar bir araya gelmeli.
Maciavelli gibi, İbn-i Haldun, Platon ve Karl Marx’da siyaset uzmanıydılar. Onlar; gidenler neden gidiyorlar, gelenler neden geliyorlar. Bunların tespitini yapmışlardır. Değişim yasalarını bulmaya çalışmışlardır. Konular, yönetemeyenler ve yönetilemeyenler üzerinde yoğunlaşmıştır. Sosyoloji toplumsal bilgilerdir bu konuları anlamak lazım.
Anlamak ve anlayış göstermek! Bunlar ayrı şeylerdir. “Ben seni anlıyorum!” Peki, anlıyorsun da neden anlayış göstermiyorsun? Neden anlayış göstermiyoruz; çünkü ileriye dönük karakterimiz yok. Bizler geriye dönük karakterlerin aralıksız muhafızlarıyız.
Acaba eski gücümüze kavuşabilir miyiz? İşte bu soru geriye dönük bir karakterdir.
Peki, ileriye dönük karakter nedir? O yaşama direncimizdir. O halde neye sahip olalım ki o, şey ileride bizim yaşama direncimiz olsun?
İstikbalin karakterini oluştur, kimseleri suçlayarak değil gerekirse överek. Her yeni düşünce bir aşamadır, kopuş değil. Aşamalar kaydedilir ve sen değişirsin lakin o aşamada bir sevgili yoksa, değişsen de dönüşemezsin. Yani yeni bağımsız bir karakter elde edemezsin. Batı tipi jestte kalırsın. Sen artık bir jest adamısın.
İlle sevgili!
Ülkemizde insanlarımız yeni sevgililer bulamadığından, eski karakterlerinde sabit kademdirler. Anlıyorlar ama anlayış göstermiyorlar.
-
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay CHP’den istifa etti
-
Hasan Kanaatlı: Muharrem Ayı ve Hz. İmam Hüseyin’in Şehadeti
-
Fatma Sahur: Bir Sahil, Birkaç Dakika, Bir Ülkenin Gerçeği…
-
Centcom: İran limanlarına yönelik abluka kaldırıldı
-
Alman Ekonomi Bakanı Ankara’da: Gündem ekonomi ve enerji
-
Suriye’de ‘Esad protestoları’ yayılıyor, hükümetten ‘intikam’ uyarısı
