Mekke İttifakı ve Husiler: Türkiye’yi neler bekliyor?

-ORTADOĞU - 12 Ekim 2026 14:23 A A
Husilerin Suudi Arabistan’a saldırıları sürerken Mekke İttifakı anlaşmasının kısa süre içinde TBMM’ye sunulması bekleniyor. Türkiye’nin üstleneceği görevler ve olası riskler hakkında neler biliniyor?

İran destekli Husilerin Suudi Arabistan’a saldırıları sürerken Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın oluşturduğu Mekke İttifakı, çatışmaların şiddetlenmesiyle ilk ciddi sınavıyla karşı karşıya.

Üç ülke, 5 Ekim’de Riyad’da yaptıkları son toplantıda Suudi Arabistan’a askeri destek sağlanması için harekete geçme kararı almıştı. Bu kapsamda Ağustos ayında imzalanan anlaşmanın çok kısa süre içinde TBMM’ye sunulması bekleniyor.

Bu arada Türkiye’nin İttifak’a ve Suudi Arabistan’ın savunmasına katkısının kapsamı ve anlaşmanın getirdiği yükümlülükler konusunda yanıt bekleyen sorular bulunuyor.

Ankara, desteğin savunma amaçlı olduğunu ve Yemen’de saldırı düzenlemek üzere asker gönderilmeyeceğini vurguluyor.

Peki Türkiye açısından hangi bilgiler kesinleşti, hangi noktalar belirsizliğini koruyor?

Mekke İttifakı nedir, hangi amaçla kuruldu?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi ArabistanVeliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 7 Ağustos’ta Mekke’de ortak savunma anlaşması imzaladı. Kamuoyuna açıklanan temel ilke, taraflardan birine yönelik silahlı saldırının tüm taraflara yapılmış sayılması olarak açıklandı.

Mekke İttifakı'nın 31 Ağustos'ta İstanbul'da düzenlenen ilk toplantısında bakanlar yan yana basına poz veriyor
Mekke İttifakı’nın ilk toplantısı 31 Ağustos’ta İstanbul’da düzenlenmiştiFotoğraf: Turkish Foreign Ministry/Handout/Anadolu/picture alliance

Üç ülkenin dışişleri ve savunma bakanları ile üst düzey askerî yetkililerinin katıldığı Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi, ilk toplantısını 31 Ağustos’ta İstanbul’da gerçekleştirdi. Suudi Arabistan’da bir sekretarya kurulması, savunma sanayi iş birliğinin geliştirilmesi, ortak teknoloji ve üretim çalışmalarının yürütülmesi kararlaştırıldı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ittifakın herhangi bir devlete karşı kurulmadığını, başka devletlerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterileceğini açıkladı. Ankara’nın kamuoyuna sunduğu çerçevede amaç, ortak savunma kapasitesi ve caydırıcılık oluşturmak. Ancak bu hedeflerin somut askerî yükümlülüklere nasıl dönüşeceği, anlaşmanın ayrıntılarıyla birlikte değerlendirilmesi gereken başlıca konu olarak öne çıkıyor.

Husi saldırılarıyla birlikte son durumda ne değişti?

Yemen’deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan’ın havalimanları ve enerji altyapısına yönelik son dönemde artan saldırıları, ittifakın kuruluş tartışmalarını acil askeri destek gündemine taşıdı.

Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı saldırılara hedef olurken Husiler, Mekke ve Medine dışındaki Suudi havalimanları ile hava sahasını hedef olarak gördüklerini açıkladı.

Üç ülkenin temsilcileri, 5 Ekim’de Riyad’da yapılan olağanüstü toplantıda ortak savunma taahhütlerinin uygulamaya geçirilmesi ve üzerinde uzlaşılan askeri kuvvet ve kabiliyetlerin Suudi Arabistan’a hızla konuşlandırılması için gerekli adımların atılmasını kararlaştırdı. Bunun tarafların ulusal mevzuatına ve onaylanan düzenlemelere uygun yapılacağı belirtildi.

Suudi Arabistan, Riyad 2026 | Kral Halid Havalimanı’na düzenlenen saldırının ardından yolcular sığınak arıyor
Husiler, başkent Riyad’taki Kral Halid Havalimanı’na saldırı düzenlediFotoğraf: Saudi Media Ministry/AP Photo/dpa/picture alliance

Bu kararla ittifakın yalnızca siyasi dayanışma açıklayan bir yapı olarak kalmayacağı gösterildi. Ancak ortak açıklamada, hangi ülkenin kaç personel veya hangi sistemleri sağlayacağına ilişkin detay verilmedi. Pakistanlı emekli Korgeneral Nauman Mahmood’un üç yıllığına ilk genel sekreter atanması da kurumsallaşma yönünde atılan adım oldu.

Türkiye asker gönderiyor mu, desteğin kapsamı ne?

Ankara’nın açıkladığı öncelikler hava savunması, elektronik harp ve diğer teknik alanlarda destek.

Reuters’ın 7 Ekim tarihli haberinde, ismi açıklanmayan bir Türk yetkili beklenen desteği askeri ekipman, istihbarat paylaşımı ve silah sistemleri olarak tanımladı; ittifak kapsamında o tarihe kadar başka tür bir konuşlandırma yapılmadığını belirtti. Haberde görüşüne başvurulan ABD’li yetkili ise yardımın İHA operatörlerini, lojistik ve stratejik planlama desteğini de içerdiğini aktardı.

Kamuoyuna yansıdığı kadarıyla Husilerin saldırılarının hedefi olan Suudi Arabistan’a yapılan mevcut yardım, anlaşma henüz TBMM’ye sunulup onaylanmadığı için şimdiye kadar ağırlıklı olarak ikili işbirliği üzerinden ilerledi.

Anlaşma TBMM’ye ne zaman gelecek, Meclis neyi kararlaştıracak?

DW Türkçe’nin edindiği bilgiye göre Mekke İttifakı anlaşmasının bugün ya da yarın Meclis’e sunulması bekleniyor. Anlaşma öncelikle Dışişleri Komisyonu’na ardından da Genel Kurul’a gelecek.

Görüşmelerin kapalı yapılması yüksek ihtimal olarak değerlendiriliyor.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, 7 Ekim’de anlaşmanın “birkaç gün içinde” onay için Meclis’e sunulmasının beklendiğini söylemişti. Fidan da hazırlıkların son aşamaya geldiğini ve Cumhurbaşkanı’na nihai sunumun yapıldığını açıklamıştı.

Anayasa’nın 90’ıncı maddesine göre uluslararası anlaşmaların onaylanması, TBMM’nin bunu bir kanunla uygun bulmasına bağlı. Asker gönderilmesi ise 92’nci madde kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu. Madde, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların veya uluslararası nezaket kurallarının gerektirdiği hâller dışında, TSK’nın yabancı ülkelere gönderilmesine izin verme yetkisini TBMM’ye veriyor.

TBMM Genel Kurul salonunun geniş açı fotoğrafı
Anlaşmanın TBMM’nin onayından geçmesi gerekiyorFotoğraf: Mustafa Kaya/Xinhua/picture alliance

Anlaşmanın onaylanmasının ardından TBMM’de ayrıca Suudi Arabistan ile ilgili bir tezkerenin gündeme gelmesi de bekleniyor.

Türkiye otomatik olarak savaşa mı girecek?

Kamuoyuna açıklanan ortak savunma ilkesi, tek başına her saldırıda üç ülkenin aynı biçimde ve aynı ölçüde askerî müdahalede bulunacağını göstermiyor.

Ankara’nın şu ana kadar açıkladığı yaklaşım, Suudi Arabistan’ın saldırılara karşı korunmasına yardım etmek.

Bununla birlikte Türkiye’nin ne kadar destek vereceği, yardımın hangi koşullarda genişletilebileceği ve ne zaman sona ereceği henüz açık değil. Anlaşmanın ayrıntıları TBMM’ye sunulduğunda bu yükümlülüklerin sınırlarının da netleşmesi bekleniyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 8 Ekim’de yaptığı açıklamada, saldırıya uğrayan müttefikin savunmasına yardım edilmesi gerektiğini söyleyerek, Türkiye’nin rolünü şu sözlerle sınırlandırmıştı:

“Türkiye başka bir ülkenin toprağına askerini gönderip orada bir saldırı yapmayacak.”

Türkiye açısından başlıca riskler ve eleştiriler neler?

Muhalefetin temel kaygısı, savunma desteğiyle başlayan sürecinTürkiye’yi Yemen’deki çatışmanın tarafı hâline getirmesi. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel bu yönde uyarıda bulunurken “Ortak savunma paktları barış dönemlerinde kurulur. Savaştaki bir ülkeyle bunu imzalamak doğrudan taraf olmaktır” dedi. Özel ayrıca “Mehmetçiği, 100 yıl sonra Yemen’e sürecek olan macerayı, Trump’ın emir askerliğini kabul etmiyoruz” diye konuştu.

Bölge tarihi açıdan Türkiye için özel önem taşıyor. Yemen, Osmanlı İmparatorluğu’nun 1538’den itibaren farklı dönemlerde hâkimiyet kurduğu, Kızıldeniz ve Hint Okyanusu yollarının güvenliği açısından stratejik önem taşıyan bir bölge. Osmanlı’nın özellikle son döneminde isyanlar, çatışmalar, hastalıklar ve ağır yaşam koşulları nedeniyle çok sayıda askerini kaybettiği Yemen, Türkiye’nin toplumsal hafızasında acı ve ayrılıkla anılıyor.

Yeni Parti Milli Savunma Koordinatörü, emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu ise Türkiye’nin Yemen’de doğrudan muharip faaliyete katılması hâlinde Türk askerlerinin ve Türkiye bağlantılı ticari gemilerin Husi saldırılarına hedef olabileceğini belirtti.

Ankara’nın açıkladığı görev alanı savunma merkezli olsa da saldırı tehdidi altındaki bölgelerde bulunacak personelin güvenliği, kullanılacak sistemlerin korunması ve çatışmanın uzaması olası riskler açısından önem taşıyor.

 

Kaynak: DW Türkçe

-ORTADOĞU - 14:23 A A
BENZER HABERLER