Rusya NATO ülkelerine saldırabilir mi?
Moskova’nın kesin bir dille reddettiği, Rusya’nın bir NATO ülkesini işgal senaryosu son aylarda yeniden medyanın gündeminde.
İngiliz Financial Times gazetesinin 5 Ekim’de yayımladığı habere göre Estonya, Moskova’dan gelebilecek olası bir saldırganlığa ilişkin endişeler nedeniyle askerlerini Rusya sınırına daha yakın bölgelere kaydırıyor.
24 Eylül’de Danimarka Savunma İstihbarat Servisi (DDIS), Rusya’nın önümüzdeki aylarda komşu bir NATO ülkesine sınırlı sayıda asker konuşlandırabileceğine dair “düşük ancak artan bir risk” bulunduğu uyarısında bulundu.
Polonya ve Çekya da bir NATO üyesine yönelik Rus kara harekatı ya da hava saldırısı ihtimaline ilişkin kaygılarını dile getirdi.
Moskova’daki yetkililer ise Rusya’nın NATO’nun genişlemesinden mağdur olduğunu söylüyor, ittifakı Rusya’nın Baltık Denizi’ndeki toprağı Kaliningrad’ı ablukaya alma planları yapmakla suçluyor.
Peki Rusya’nın NATO’ya saldırı tehdidi ne kadar gerçekçi?
Moskova’nın tutumu ne?
Rusya’nın üst düzey liderliği, NATO’ya saldırma planları bulunduğu yönündeki iddiaları defalarca reddetti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 1 Ekim’de Moskova yakınlarında düzenlenen yıllık Valday dış politika forumunda yaptığı konuşmada, Rusya’nın “ne 2029’da, ne 2030’da ne de 2050’de kimseye saldırmayı planlamadığını” söyledi.
Putin, Avrupa’yı da “kötüye giden ekonomik ve siyasi koşullar” gibi iç sorunlardan dikkati uzaklaştırmak için Rusya ile NATO arasında tırmanma korkusunu körüklemekle suçladı.
Putin aynı zamanda NATO’nun saldırması halinde Rusya’nın “elindeki tüm silahları” kullanacağı yönündeki tehdidini yineledi.
Rus analist Fyodor Lukyanov’un, NATO’nun Baltık Denizi’ndeki tatbikatları ve Kaliningrad’a yönelik “tehditler” hakkındaki sorusunu yanıtlayan Putin, “Rusya Federasyonu’na doğrudan bir NATO saldırısı olması halinde, Kaliningrad da dahil olmak üzere ülke topraklarını kastediyorum, Rusya’nın elindeki tüm silahları kullanması konusu kaçınılmaz olarak derhal gündeme gelecektir” dedi.
Putin’in açıklamaları, Rusya’nın İrlanda Büyükelçiliği’nin NATO’yu Kaliningrad’a yönelik bir “hava ve deniz ablukası” planlamakla suçlamasından ve gerekmesi halinde bu bölgeyi nükleer silahlarla savunmaya hazır olduğunu söylemesinden birkaç gün sonra geldi.
Diğer Rus yetkililer de genel olarak aynı söylemi benimsedi.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya’nın bir NATO ülkesine girebileceğine ilişkin haberleri “korku senaryosu” olarak nitelendirirken, Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Moskova’nın “Avrupa’ya saldırma niyeti olmadığını defalarca dile getirdiğini” söyledi.
Rusya Baltık bölgesinde ne yapıyor?
Rus yetkililer kamuoyu önünde NATO’ya yönelik askeri duruşlarında herhangi bir değişiklik açıklamadı.
Ancak Rusya’nın Baltık Filosu son aylarda birçok tatbikat gerçekleştirdi. Filo, ağustos ayının başında kıyı füze birliklerinin de katıldığı tatbikatlar düzenledi.
Aynı dönemde sabotajla mücadele ekipleri, bir deniz üssünü varsayımsal bir düşman saldırısına karşı savunma senaryosu üzerinde çalıştı.
Rusya’nın en büyük gemi inşa şirketi Birleşik Gemi İnşa Kurumu da 3 Ekim’de Velikiye Luki denizaltısının torpido atış tatbikatı gerçekleştirdiğini açıkladı.
Rusya’nın müttefiki Belarus ise 15-18 Eylül tarihlerinde Litvanya ve Polonya sınırları yakınında dört günlük komuta-kurmay tatbikatı düzenledi.
Tatbikatlar, Belarus ile Kaliningrad arasında yer alan ve Polonya-Litvanya sınırındaki Suwalki Koridoru yakınlarında gerçekleştirildi.
Bu arada Rusya’nın müttefiki Belarus, 15-18 Eylül tarihlerinde Litvanya ve Polonya sınırları yakınında dört günlük komuta-kurmay tatbikatları düzenledi.
Tatbikatlar, Belarus ile Kaliningrad’ı birbirinden ayıran, Polonya-Litvanya sınırı boyunca uzanan Suwalki Koridoru (Suwalki Boşluğu) yakınlarında gerçekleştirildi.
Peki Rusya NATO’ya saldıracak mı?
Rusya üzerine çalışan bazı uzmanlar, özellikle Baltık bölgesinde NATO ile doğrudan bir çatışmanın mümkün hatta muhtemel hale geldiğini düşünüyor.
Örneğin siyaset analisti Vladimir Pastukhov, eylül ayında yaptığı yorumda, son altı ay içinde görüşünün değiştiğini ve artık Baltık ülkelerinin işgalini “oldukça muhtemel” gördüğünü söyledi.
Pastukhov’a göre Moskova’nın Ukrayna’daki yükümlülükleri böyle bir işgali rasyonel açıdan düşük ihtimalli gösterse de, Putin’in ideolojik inançları bunu “bir sonraki en muhtemel adım” haline getiriyor.

Bununla birlikte bu yaygın bir kanı değil. Önde gelen askeri analist Ruslan Leviev de dahil olmak üzere çoğu uzman, Moskova’nın hâlihazırda Ukrayna’da yeterli asker bulmakta zorlandığını belirterek, önümüzdeki birkaç yıl içinde NATO’ya yönelik topyekun bir Rus saldırısını düşük ihtimalli görüyor.
Ancak analistler, Baltık ülkelerine yönelik daha sınırlı bir Rus operasyonu ihtimalini de değerlendiriyor.
İsrail merkezli savunma gazetecisi Sergei Auslender, sınırlı bir Rus müdahalesinin, topyekun işgale kıyasla “biraz daha olası” olduğu görüşünde.
Auslender, Rusya’nın bir bahaneyle Estonya’da onlarca kilometrekarelik alanı ele geçirmesi ya da Rusya sınırındaki Estonya kenti Narva’daki Rusça konuşan nüfusu “korumak” gerekçesiyle bir provokasyon gerçekleştirmesi senaryosunu örnek verdi.
Bazı analistler Estonya’daki Narva kentini sınırlı bir Rus operasyonunun olası hedeflerinden biri olarak görüyor.
Moskova sınırlı bir müdahaleden ne kazanabilir?
Temel amaç NATO’nun vereceği tepkiyi test etmek olabilir.
Uzmanların mart ayında yayımlanan bir analizinde, sınırlı bir operasyonun daha küçük bir askeri güç gerektireceği ve amacının toprak kazanımından çok NATO’nun birlikteliğini sınamak ve üyeleri arasında görüş ayrılıkları yaratmak olabileceği belirtildi.
Analizde ayrıca böyle bir işgalin Ukrayna savaşından sonraki bir aşama değil, mevcut çatışmanın bir parçası olabileceği de öne sürüldü.
Analizde, “Moskova’nın Ukrayna’da hedeflerine ne askeri ne de diplomatik yollarla ulaşamaması, onu Avrupa’yı büyük çaplı askeri çatışma tehdidiyle baskı altına almaya ve Ukrayna’da bir çözümün şartları konusunda taviz vermeye zorlamaya itebilir” denildi.
Ancak tüm analistler sınırlı bir saldırıyı Kremlin açısından mantıklı bir seçenek olarak görmüyor ve böyle bir stratejinin ters tepebileceği uyarısında bulunuyor.
Özel sektöre ait Nezavisimaya Gazeta gazetesi Temmuz ayında yayımlanan bir yorumunda, “NATO’nun kararlılığını sınama” senaryosunun daha en başından bunu uygulayan taraf açısından ters etki yaratacağını savundu.
Gazete, böyle bir girişimin ittifakı bölmek yerine birleştirebileceğini ve sert bir karşılığa yol açabileceğini yazdı.
Siyaset analisti Anton Barbashin de eylül ayında Letonya merkezli Meduza’ya verdiği röportajda, Avrupa’ya yönelik bir saldırının kıtayı böleceği yönündeki görüşe itiraz etti.
Barbashin, Rus saldırılarının Avrupa topraklarında gerçekleşmesinin tam tersine kıta genelinde savunma harcamalarını hızla artırabileceğini savundu.
Barbashin ayrıca, “Rusya’nın Batılı ülkelere yönelik eylemlerinin daha da radikalleşmesinin”, Rusya’nın “en hafif tabirle büyük ölçüde bağımlı olduğu” Çin gibi önemli ortaklarla işbirliğinin “tamamen çökmesine” yol açabileceğini belirtti.
Kaynak: BBC Türkçe
-
Prof. Dr. Barış Doster: Emperyalizm, ekonomik güç ve dış politika…
-
Han Ayvaz Adıgüzel: İki şey fark edilir; gözlem yap ve düşün…
-
AB’den Rusya’ya yeni yaptırım dalgası
-
Nobel Ekonomi Ödülü’nün sahipleri belli oldu
-
Fon soruşturmasında 401 milyar TL’lik çıkış: 440 kişi inceleniyor
-
Lavrov’dan Lübnan’a destek mesajı: Egemenlik ve toprak bütünlüğünün yanındayız
