18° Açık

Trump ile Erdoğan’ın ortak özelliği: Basın özgürlüğü nefreti

-Basın - 3 Kasım 2026 12:10 A A
RSF, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yer aldığı “Basın Özgürlüğü Düşmanları” listesine ABD Başkanı Trump’ı da ekledi. İki dostu aynı listede buluşturan özellik: Bağımsız sesleri susturmak ve bilgi edinme hakkını çiğnemek.

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, 2026 yılında gazetecileri ve medya kuruluşlarını hedef alan Basın Özgürlüğü Düşmanları listesini açıkladı.

RSF’nin, 2 Kasım Gazetecilere Karşı İşlenen Suçlarda Cezasızlığın Sona Erdirilmesi Günü vesilesiyle yayımladığı 2026 yılı Basın Özgürlüğü Düşmanları listesinde 33 isim yer alıyor.

Ortak noktaları: Basın özgürlüğünden nefret

RSF, yayımladığı listede yer alan isimlerin ortak özelliklerini “basın özgürlüğünden nefret” olarak nitelendiriyor, eylemleriyle “bağımsız sesleri susturduklarına ve bilgi edinme hakkını çiğnediklerine” işaret ediyor.

Açıklamada, bu isimlerin amaçları doğrultusunda kullandıkları silahlar farklılık gösterse de ana hedeflerinin aynı olduğuna işaret edilerek, “Basını susturmak için kullandıkları yöntemler arasında suikastlar, hapis cezaları, propaganda ve trol orduları yer alıyor” deniliyor.

“Erdoğan, yargıyı basına karşı silah olarak kullanıyor”

Türkiye’de gazetecilere, basın kuruluşlarına uyguladığı ağır baskılar nedeniyle ilk kez 2016 yılında Basın Özgürlüğü Düşmanları listesine dahil edilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu yıl da listeye damgasını vuran isimler arasında.

İzmir kentinde basın özgürlüğü için düzenlenen protesto gösterisinde elindeki "Gazetecilik suç değildir" yazısını havaya kaldıran bir adam.
Ekim ayında Türkiye’nin farklı kentlerinde gazeteciler basın özgürlüğü için protesto gösterileri düzenledi.Fotoğraf: Yeni Parti

“Gazetecileri adli tacize maruz bırakanlar” başlığı altında yer alan Erdoğan’ın basın özgürlüğünü ihlal etmek için en çok tercih ettiği silahın “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamaları olduğu belirtiliyor.

RSF raporunda, Erdoğan’ın 12 yıllık cumhurbaşkanlığı boyunca “Türkiye’de basın özgürlüğünü ve medya çoğulculuğunu sistematik bir şekilde aşındırdığı, aşırı yetkilerle donatılmış bir başkanlık sistemi kurduğu” kaydediliyor.

“Yargının basına karşı bir silah olarak kullanılması” nedeniyle Erdoğan’ın iktidarı süresince yüzlerce gazetecinin hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldığı, yeniden cumhurbaşkanı seçildiği 2023 yılından itibaren gazetecilere yönelik şiddet olaylarının da yoğunlaştığı belirtiliyor.

RSF, Erdoğan yönetiminin basın çalışanlarını tutuklamak için en sık başvurduğu suçlamaları da “dezenformasyon”, “terör örgütü üyeliği”, “terör örgütü propagandası”, “terörle mücadelede görev almış bir kamu görevlisini terör örgütlerinin hedefi haline getirmek”, “devlet kurumlarını aşağılamak”, “kamu görevlisine hakaret” ve “cumhurbaşkanına hakaret” olarak sıralıyor.

Yayımlanan raporda “Sadece ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasıyla 250’den fazla gazeteci hakkında yasal işlem başlatıldı” bilgisine yer verilirken, tek başına 2026 yılında 8 gazetecinin tutuklandığı belirtiliyor.

Yargı yoluyla baskı uygulanan gazeteciler arasında halen cezaevinde tutulan DW Türkçe için de çalışan serbest gazeteci Tuğba Tekerek ve Birgün muhabiri İsmail Arı’ya dikkat çekiliyor. Yine yargılama süreci devam eden DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ’ın yanı sıra Aydın’da internet yayıncılığı yapan Aydınpost haber sitesinin imtiyaz sahibi olan Yelis Ayaz’ın, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle karşı karşıya kaldığı baskılara atıf yapılıyor.

Gazetecilerin Ankara'da düzenledikleri protesto gösterisinde havaya kaldırılan "Sansüre Hayır Habere Özgürlük!" yazılı pankart.
Türkiye’de gazeteciler AKP iktidarının basına uyguladığı baskılara direniyor.Fotoğraf: Gazeteciler Cemiyeti

Bu arada Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yıllardır yer aldığı Basın Özgürlüğü Düşmanları listesine bu yıl ilk kez”değerli dostum” diye hitap ettiği ABD Başkanı Donald Trump da dahil edildi.

“Trump, korkunç saldırı sicili nedeniyle listeye eklendi”

RSF, Trump’ın ikinci kez üstlendiği ABD başkanlığı görevinde henüz ikinci yılını doldurmadan listeye dahil edilmesini, “basına yönelik korkunç saldırı sicili” ile gerekçelendiriyor.

Yayımlanan RSF raporunda, “Trump, diğer bazı basın özgürlüğü düşmanları kadar ölümcül taktiklere başvurmasa da, ikinci döneminde ABD’de gazeteciliği siyasi propagandaya indirgemek için yoğunlaştırdığı çabalar sayesinde bu baskıcı şahsiyetler ve güçlerden oluşan kulübe girişini garantilemiş oldu” deniliyor.

“Trump’ın basını, ABD’nin yakın tarihinde eşi benzeri görülmemiş boyuttaki saldırılarla hedef aldığına” dikkat çeken RSF, ABD başkanının basını boyun eğmeye zorlamak için “devlet kurumlarını birer silah olarak kullanmakla” suçluyor.

1 Ekim'de New York'ta düzenlenen protesto gösterisinde bir kadın "Özgür basın demokrasinin gereğidir" yazılı bir pankartla yürüyor.
ABD’de gazetecilerin Trump’ın basın özgürlüğünü hedef alan politikalarına karşı protesto gösterileri düzenleniyor.Fotoğraf: Gina M Randazzo/ZUMA/picture alliance

Yayımlanan raporda Trump’ın basına karşı izlediği strateji şu ifadelerle tanımlanıyor:

“ABD Başkanı, hasım olarak gördüğü medya kuruluşlarını sözlü saldırılar, hukuki sindirme ve idari misillemelerle yaylım ateşine tutarak, bağımsız gazeteciliği kendi siyasi çıkarlarına hizmet etmeye zorlamakta kararlı görünüyor.”

RSF ayrıca Trump yönetiminin, gazetecilerin hükümet ve askeri kurumlara erişimini kısıtladığını, kamu yayıncılarının bağımsızlığını baltaladığını ve yayın düzenleme kurumunu basına karşı bir silah olarak kullandığını belirtirken, şu saptamayı aktarıyor:

“Donald Trump, eleştirel haber kuruluşlarını cezalandırmak ve kendisine sadık medya kuruluşlarını kayırmak için devlet yetkilerini istismar ediyor, basın özgürlüğüne ilişkin anayasal güvenceleri baltalıyor ve vatandaşların güvenilir, bağımsız haberlere erişimini tehdit ediyor.”

İlham Aliyev “sansürcü” olarak nitelendiriliyor

RSF’nin 2026 yılı Basın Özgürlüğü Düşmanları listesinde Erdoğan ile son dönemde ilişkileri gerilimli bir süreçten geçen Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de yine yer alıyor.

Raporun, “Ülkelerinde bilgiye sansür uyguluyorlar” başlığı altında, Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de aralarında yer aldığı liderler ile birlikte sıralanan Aliyev için “Azerbaycan onun yönetiminde bir haber çölüne dönüştü. Tüm eleştirel sesler susturuldu, bağımsız medya kuruluşları kapatıldı ya da sürgüne zorlandı ve sansür 2022 Medya Kanunu ile kurumsallaştırıldı” deniliyor.

Rusya Devlet Başkanı Putin için de raporda “2000 yılında iktidara gelmesinden bu yana gazeteciler tehdit edildi, hapsedildi, saldırıya uğradı ve öldürüldü” ifadeleri yer alıyor, 2022’deki Ukrayna işgali ile birlikte basına yönelik baskının şiddetlendiği kaydediliyor.

“Gazetecileri öldürenler”: Çin ve İsrail

RSF’nin yayımladığı Basın Özgürlüğü Düşmanları listesinde, “Öldürüyorlar, saldırıyorlar, hapsediyorlar” başlığı altında ise İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping,  Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Salman da yer alıyor.

Hatta Netanyahu ile Cinping’in resimleri yan yana duruyor.

Netanyahu hükümeti ve İsrail ordusu için “Gazetecileri hedef almayı meşrulaştırmak için onlara iftira atıyorlar” denilen raporda, bu dönemde İsrail ordusunun “yakın tarihte eşi benzeri görülmemiş ölçekte Filistinli gazetecilere yönelik bir katliam gerçekleştirdiği” aktarılıyor.

RSF, işlenen bu  suçları meşrulaştırmak için İsrail hükümetinin “gazetecileri teröristlerle tehlikeli bir şekilde eşdeğer gören küresel bir propaganda kampanyası yürüttüğünü” belirtirken, “Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de 200’den fazla gazeteci İsrail ordusu tarafından öldürüldü” deniliyor.

Raporda, İsrail’in 2026 yılında da yabancı muhabirlerin Filistin topraklarına erimini engellediği, Gazze’deki basına yönelik baskının sürdüğü, Lübnan’da gazetecileri hedef alan saldırıların da devam ettiği vurgulanıyor.

Çin ise RSF tarafından “dünyadaki en büyük gazeteci hapishanesi” olarak nitelendirilirken, Devlet Başkanı Şi Cinping’in bilgi akışı üzerinde mutlak kontrolünü, dijital sansürünü sürdürdüğü, “sansürcülerden oluşan ordu” yoluyla sadece ülke sınırları içindeki bilgi akışını kontrol etmekle yetinmediği, propagandasını dünya geneline yaydığı kaydediliyor.

Elon Musk: “Gazetecilere karşı güvensizliği körüklüyor”

RSF Basın Özgürlüğü Düşmanları listesinde, ABD’li teknoloji devleri Alphabet (Google ve Youtube) ile Meta’ya (Facebook, Instagram) dijital reklam pazarındaki hakimiyetleri nedeniyle “Basını finansal olarak batırıyorlar” başlığı altında yer veriliyor.

Listede Fransız medya patronu Vincent Bolloré’nin yanı sıra ABD’li teknoloji milyarderi Elon Musk da yer alıyor.

ABD Başkanı Donald Trump ile Elon Musk, Beyaz Saray'daki teknoloji devleri buluşması sonrasında ayakta basına açıklama yaparken.
Trump destekçisi Elon Musk da RSF’nin Basın Özgürlüğü Düşmanları listesinde.Fotoğraf: Kevin Lamarque/REUTERS

RSF, Elon Musk’ın “basını karaladığına ve gazetecilere karşı güvensizliği körüklediğine” işaret ederek şu saptamaları aktarıyor:

“Elon Musk, 28 Ekim 2022’de Twitter’ı satın alıp platformun adını X olarak değiştirdiğinden beri, bu platformu dezenformasyon aracı haline getirmiştir.”

 

Kaynak: DW Türkçe

-Basın - 12:10 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.