Yollar Aşınmadı, Aşıldı! (Yürüyüşten Soru Odaklı Notlar!)

09.07.2017 12:48

644 Kişi Okumuş

0 Yorum

Yollar Aşınmadı, Aşıldı! (Yürüyüşten Soru Odaklı Notlar!)

Neşe Doster

Önce sorular! Günlerdir süren adalet yürüyüşünün adı “hak- hukuk- adalet” kavramlarına susamak mı olur? “Susun, konuşmayın, bizim yollarımız da yürümeyin!” diyenlere karşı toplu çıkan bir ses mi olur? Ülkeyi kendi istediği gibi yönetmek isteyenlere karşı, her yaptığına boyun eğecek bir toplum oluşturmayı hedefleyenlere karşı bilinçli bir dayanışma mı olur? Yaptığı her şeyi sorgusuz, tartışmasız kabul eden bir itaat toplumu yaratmak isteyenlere karşı bir duruş mu olur? Soruların ucu açıktır…

Yine bu yürüyüş; konuşanı yaftalayan, ses çıkaranı damgalayan, yürüyeni düşman ilan edenlere  “nasıl yani?” demek mi olur? Evrim teorisini yok sayan, bütün okulları İHL yapmak isteyen, müfredattan Atatürk’ü “konular çok yoğundu” diye sudan nedenlerle çıkaran, ülkeyi kendileri ve düşmanlar diye bölmekten çekinmeyenlere karşı kitlesel bir eylem mi olur? Aydınlanma devrimini hiçe sayan, özgür aklı yok sayan, şiddetin her türüne başvuranlara karşı yürekli bir çıkış mı olur? Bu sorular yanıta muhtaçtır…

Bu yürüyüşün adı adalet istemek kadar yüce bir insanlık gösterisi olabilir mi diye sormak mı olur? Asker ocaklarında denetim yerine göstermelik teftişler yapıldığı için yemekten zehirlenen Mehmetçiklerin hakkını aramak mı olur? Teröre 2.5 ayda 70 şehit veren bir ülkede anaların derya denize dönen gözyaşlarına, babaların yeri göğü inleten feryatlarına bir isyan mı olur? Bu sorulara yanıtım toptan evettir…

Mühendisinden esnafına, öğrencisinden emeklisine, kadınından erkeğine, pusetteki bebesinden yeni adım atanına, gelininden güveyine yollara düşenlerin yarattığı sinerji mi olur? Sohbetten espriye, fıkradan türküye, ikramdan yardımlaşmaya, içtenlikten alçakgönüllülüğe sergilenen erdemli duruşa tarafımızdan okkalı bir alkış mı olur? Bu sorulara yanıtım tartışmasız evettir…

İlginç bulduğum, sizlerin de ilgi duyacağınızı düşündüğüm konuşma ve görüntüleri kaçırmamak, yazmam gerekenleri unutmamak için her koşulda not alırken, zaman zaman dost sırtını masa yaparak pratik çözümler bulmak için ille de yollara düşmek mi gerekirmiş demek mi olur? Derince yollarında yürürken derin derin düşünmek mi olur? Muhalefet yürümesin, sesini çıkarmasın, hiç bir konuda fikir beyan etmesin, hatta iktidarın ortağı olsun diyen yönetime karşı “adalet çıtasını” derinden ve kökten yükseltmek mi olur? Bu soruların da yanıtı belli ve ortadadır…

Bu yürüyüşü milat sayanlarla, yürüyüşü bir bebek gibi sahiplenip üzerine titreyenlerle, ülkemizin adaletsizlikle yönetilmesine izin vermeyecek olanlarla çıkılan bu yolda bu adımlar artık uykudan uyanalım uyarısı mı olur? “Adalet mülkün temelidir” sözünü unutan siyasal iradeye bu sözün derin anlamını hatırlatmak mı olur? Korkunç bir oyunla karşımıza çıkan- çıkarılan çok uluslu ve yönetim destekli şirketlerin doğaya ve topraklarımıza yönelik kıyımına yüksek tonla hayır demek mi olur? Siyanürle altın arayanlara, nükleer santraller için zeytinlikleri yok edenlere hak, hukuk ve adalet üçlüsünü hatırlatmak mı olur? Ormana, yeşile, doğaya düşman olanların; “uydu kent kuracağız, kömür çıkaracağız” gerekçelerine karşı; “Cerattepe bizimdir, zeytinime dokunma” isyanı mı olur? Hala katılmayanlara, “gel sen de katıl cesaret bulaşıcıdır göreceksin” daveti mi olur? Gittikleri her yere cesaret bulaştırarak yürüyenleri terörist ilan ederek, sözüm ona ayar verenlere sen de yürümelisin, adalet herkese lazım demek mi olur? Bana göre evet!

Ancak ileride bir gün,  çok da uzun olmayan bir gelecekte bu yürüyüşün filmini çekecek, belgeselini yapacak, romanını yazacak olan sanat erbabına; bu yürüyüş her alanda adalet için yapıldı. Örneğin iş kazaları, Soma’da ölenler, ardı arkası kesilmeyen kadın cinayetleri, çocuk tacizleri için de yapıldı. Unutmayın demek gerekecek.

Yine insanın yaşam hakkını yok sayanlara, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevini hapishanede geçirmelerine yol açanlara bu hukuksuzluğu durdurun demek için yapıldı. Hesapsız kitapsız cepheye sürülen Mehmetçiklerin hakkını aramak, sorgusuz sualsiz hapse tıkılanların, şiddet görenlerin, kindar ve dindar bir gençlik yerine öfkeyi şiddeti reddeden gençliğin yetişmesi için de yapıldı demek gerekecek…

Evet, bu yürüyüşe katılanların farklı nedenleri vardı ama ortak paydaları daha çoktu. İnsanlık onuru için yapılan bu yürüyüşte; alay edilse de, küfür edilse de, tehdit edilse de, korkutulmaya çalışılsa da engel tanımayanların direnişi vardı. Yüksek tepeler “adalet yürüyüşünü” kendi yüce lütuflarıyla gerçekleşen “gaflet yürüyüşü” olarak değerlendirirken, uyduruk tv kanallarından birinde had aşılarak “rezalet yürüyüşü” benzetmesi yapılırken, yürüyüşün sesi ülke sınırlarını çoktan aşmıştı demek gerekecek…

Sonuç olarak; Bu yürüyüş bir değişimin ayak sesleridir, yaşanan onca adaletsizliğe yeter demek içindir. Ölüme terk edilenler içindir, açlık grevini hapishane koşullarında sürdürenler içindir. Her alanda adalete muhtaç kalanlar içindir, bıçak kemiğe dayandığı içindir, soluk almakta zorlandığımız içindir, mutsuz ve endişeli bir yarına hayır demek içindir. Gözümüze baka baka, olay çıkar çıkara içimize iyice yerleşenlere, başbakanın vatandaşlık vereceğiz açıklamasıyla iyice yüz bulanlara “neden yanlış politikalarınızın faturasını bu ülke insanı ödüyor?” sorusuna yanıt bulmak içindir. Yapılan açıklama, verilen ödün ve yardımlar sonucu geriye dönmeye niyeti olmayanlara “insanın toprağı her şeyden önemlidir” demek içindir.

Kaşıkla verip kepçeyle alanlara karşı,  gelir dağılımını bozanlara karşı, ülkenin fabrika ayarlarını yer bir edenlere karşı sorun sizseniz, alternatifsiz değilsiniz demek içindir.

Unutmadan bir not daha düşeyim!  Vicdandan güç aldığı ve beslendiği için şimdiden tarihe geçen bu yürüyüş sırasında üniversiteden arkadaşım eski Kırkpınar ağalarından Alper Yazoğlu’na rastladım. Hızlı hızlı yürürken “Edirne’den Kars’a” sözünü anımsadım. Yürüyüş amacına çoktan ulaşmış ve tüm ülkeyi kucaklamıştı…

 

gercekgundem.com

 

İlgili Terimler :

YORUMLAR