Hakan Akpınar: Anadolu neden Türkiye’dir? (2)
Hakan Akpınar
hakanakpinar227@gmail.com
“Anadolu’nun Türklüğü” başlıklı yazımıza ikinci bölümü ile devam ediyoruz. Karadeniz’in kuzeyinde bulunan bugünkü Bulgaristan’ın bir bölümü ile Romanya, Sivastopol, Kırım, Ukrayna, Beyaz Rusya çevresi “Deşt-i Kıpçak” bölgesinin Orta Asya’daki uzantısıydı.
Kıpçak Türkleri, yani Batı Hunları ile Türk-Moğol halkları, Deşt-i Kıpçak (Kıpçak Bozkırları) coğrafyasında hayat sürerdi. Altınordu Devleti, bu geniş coğrafyada kurulmuştu. Ordu ilimizin bir ilçesi olan Altınordu’nun, eski bir Türk devletinin adını taşıması tarihî bir rastlantı olmasa gerektir… Türk boyları, Milat’tan Önceki yüzyıllarda Anadolu’da varlık göstermişlerdi.
Rusya-Ukrayna savaşının ilk günlerinde Rus Devlet Başkanı Putin, Ukrayna’yı kastederek, “Burası bizim tarihî coğrafyamız” demişti. Oysa Deşt-i Kıpçak, “Rusya’nın tarihî coğrafyası” değildir. O tarihte, değil bir Rus Milleti, ortada bir Rus alfabesi bile yoktu. Aksine o bölge, Kavimler Göçünden sonra Ak Hunlar ile Uz ve Peçenek Türkleri’nin at koşturduğu coğrafyaydı. Uz ve Peçenek Türkleri Anadolu’da ise ağırlıklı olarak Doğu Karadeniz bölgesinde yaşardı. Sonradan Anadolu’nun iç kısımlarına da yayılmışlardır.
Günümüzdeki Tataristan, Başkurdistan, Gagavuzya Türkleri oraya gökten zembille mi indi? Tabi ki hayır… Hatta Romanya, Bulgaristan ve Kırım Türkleri o bölgeye Osmanlı’dan çok önce yerleşmişti. Elbette Osmanlı zamanında, “Evlad-ı Fatihan” nâmıyla Avrupa topraklarına yüzbinlerce Müslüman Türk akın etmişti.
Macaristan nüfusunun önemli bir bölümü, esasen Batı Hunları’nın Hristiyanlaşmış bakiyeleridir. Günümüzde Macarca’da dört bine yakın Türkçe sözcük vardır. “Turancılık” akımını bir fikir ve ideolojik meşale olarak tutuşturanlar Türk asıllı Macarlardır. “Hajra Turan” (Çok Yaşasın Türkler) Macar Turancılar’ın sloganıdır.
Persler, Türkler’den “Turan” (Tur-an) diye söz ederlerdi. Tur: Türk, “an” ise çoğul ekiydi. Yani Türkler…
Ancak Turan sözcüğü Persler için aynı zamanda Türkler’in yaşadığı Orta Asya coğrafyasına işaret ederdi. Turan, bu yönüyle “Türk Ülkesi”, “Türkistan” anlamında da kullanılmıştır. Macar bilim adamları 18. ve 19. yüzyıllarda Orta Asya’da araştırmalar yaparken “Turan” sözcüğünü keşfetmiş ve bunu millî ve ideolojik bir kavram (Turancılık) olarak uyandırmışlardır.
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu zamanında Macar halkı, yaklaşan I. Dünya Savaşı öncesinde özyurtları olarak gördükleri Orta Asya ve Anadolu’ya göç etmeyi bile düşünmüşlerdi. Öyle ki Osmanlı topraklarına bir heyet gönderip Anadolu’da inceleme yapmışlardı. Açık kaynaklardan dahi bu bilgileri teyit etmek mümkündür. Macar Başbakanı Viktor Orban bile Türk asıllı olduklarını resmen açıklamış; “Biz Kıpçak Türkü’yüz. Hun Türkleri’nin torunlarıyız” demişti.
Gelelim tekrar Anadolu’ya… Bir zamanlar Orta Anadolu’da yaşayan Hristiyan Karaman Türkleri’ni nereye koyacağız? Malazgirt Savaşı’ndan çok daha önceki asırlarda Hristiyan Karaman Türkleri Orta Anadolu’da meskûndu. Yozgat, Samsun, Sivas, Çorum çevresinde ve Anadolu’nun farklı bölgelerinde yoğun olarak bulunuyorlardı. (Bunları, Karamanoğulları ile karıştırmayalım.) Grek Harfleri’ni kullanıyorlardı; fakat söz dizimi Türkçe idi. Kısacası, Grek harflerini bilirseniz, Karaman mezar taşlarını Türkçe telaffuz edip okuyabilirdiniz.
Karaman Türkleri, Kurtuluş Savaşı’nda Mustafa Kemâl Paşa’nın ve Kuvay-ı Millîye’nin yanında olmuşlardı. Hristiyan bir Karaman Türk’ü olan dinî lider Papa Eftim, Anadolu’daki düşman işgaline karşı direndiği için Atatürk’ün ve Gâzi Meclis’in takdirini kazanmıştı. Hatta Atatürk, “Papa Eftim, bu ülkeye bir ordu kadar hizmet etmiştir” demişti.
Maalesef, Millî Mücadele’nin kazanılmasından sonra gerçekleşen mübadele sebebiyle Hristiyan Karaman Türkleri Yunanistan’a göç ettirildi. Bu kadim Türk-Anadolu halkı, yurtlarını gözyaşları içinde terk ettiler. Hem de atalarının hatıralarını ve mezarlarını geride bırakarak…
Yunan halkı, bu mazlum Türklere uzun yıllar boyunca iyi davranmadı. Öyle ki Karaman Türkleri, Yunanlılar tarafından “Turkos Sparos” (Türk Tohumu) sözleriyle aşağılanarak hor görüldü. Rumca bilmedikleri için Yunan toplumu ile uzun yıllar boyunca yakınlık kuramadılar. İkinci sınıf vatandaş muamelesi gördüler. Bu konu, Türk tarihinin acı ve karanlık bir sayfasıdır.
Devam edelim; görüleceği üzere, Anadolu’daki Türk varlığı oldukça eskidir. En az üç bin yıllık mâziye sahiptir. Kimi tarih araştırmacıları, bu mâziyi yedi-sekiz bin yıl olarak kabul ederler. Anadolu’nun tamamının yerleşik ve kalıcı Türk Yurdu olması ise Müslüman Türkler’in, yani Selçuklular’ın eseridir.
Türkiye, binlerce yıllık Türk Yurdu’dur. Türkiye, Türkçe’de de “Türk Yurdu” anlamına gelir. Türkiye, Türk sözünden gelir. “Türk-iye”, sözcüğündeki “iye” eki, addan ad yapan bir yapım ekidir. Aidiyet ve sahiplik bildirir. Türk Ulusu bir ailedir ve Türkiye’nin de sahibidir. Anadolu’ya boşuna “Küçük Asya” denilmemiştir; çünkü binlerce yıllık Türk beşiğidir. Anadolu, Orta Asya’daki Türkistan coğrafyasının uzantısıdır. Anadolu Türkiyesi, bir yarımada olarak Azerbaycan Türklüğü’nün batıdaki kapısıdır.
Türkler’in Anadolu’daki varlığı konusunda sadece 1071 ve sonrasını ölçü alanlar dahi şu gerçeği kabul etmekten imtina edememişlerdir. Son bin yıldır dünyada haritalar defalarca değişmiştir. Ülkelerin sınırları savaş ve işgaller sebebiyle hiçbir zaman aynı kalmamıştır. Ne var ki “Türkiye Anadolusu”, işgal görse bile hep Türk’ün vatanı olarak kalmıştır. Türkler Anadolu’ya tarihî köklerle bağlı kadim bir millettir.
Acaba hangi halkın bu topraklarda böylesine uzun ve güçlü bir tarihi vardır?
-
Zindan iki hece…
-
Özgür Özel: ‘Önce kurultayı, sonra seçim sandığını kurtaracağız’
-
Doç. Dr. Çağlar Erbek: Balkanlar’da Bir Hafta Sonu: Ohrid’den Kavala’ya…
-
Lavrov: Batı, bağımsız bir Rusya’nın varlığını kabullenemiyor
-
Rubio İran’la müzakereler hakkında konuştu: ‘Önümüzdeki günler kritik’
-
Avrupa Konseyi raporu: Türkiye ve Fransa cezaevi doluluğunda ilk sırada
