Neşe Doster: Genelde gençlere, özelde öğrencilere açık mektup…(1)

-Genel - 21 Mayıs 2026 00:01 A A

Neşe Doster

nesedoster@yahoo.com

YAZI ARŞİVİ

Bugün biraz kişisel biraz toplumsal bir konuya değineceğim ama! Ama’sı şu acaba başlığa diplomalı işsizler ordusu, ya da ev gençlerini de ilave etmeli miydim? Ders verdiğim okullarda, eğitim verdiğim kurumlarda öğrenciler ve dinleyenler köşe yazılarımı ilgiyle takip ettiklerini, sordukları sorularla kanıtlamaya, “köşenizin sıkı takipçisiyiz!” demeye pek düşkünler! Derslere ve eğitimlere sıkıştıramadıklarımı köşemden ilan etmek için zeki ve esprili gençlere söz verdim bugün yerine getiriyorum…

Ancak yazıma başlamadan önce bir itirafım var! Devrim tarihinden tiyatro tarihine, yaratıcı yazarlıktan etkili iletişime farklı disiplinlerde, farklı eğitim kurumlarında ders veren bir hoca olarak; yılların ve yolların bana kazandırdıklarını kısa, özlü bir şekilde, kıssadan hisse kıvamında eğitimci gözlüğümle açık mektup formatında dillendirmeye çalışırken: Bu iki bölümlük yazı dizimi özellikle öğrencilerim ev ödevi sayarak okurlarsa iyi olur, ayrıca not ortalamalarına da yansır(!)

MEB’de tanım, amaç, içerik, kapsam belliyken! Ülkemizde sınav ve diploma odaklı eğitim anlayışı yaygınken! Eğitimin geleceği pek de uzman olmayanlar tarafından planlanıp kurgulanırken! Pek çok gencimiz sorularına yanıt alamadığı için, iç dünyasında duygusal göçünü çoktan başlatmışken! Ülkemiz her alanda ciddi bir beyin göçüyle yüzleşirken! Gidecekleri yer ve izleyecekleri yol haritası belirsizken! Uzun süredir işsizlik ve gelecek korkusu ortama hâkimken! Gelecek planları,  umutlar, hayaller, beklentiler, düş kırıklıkları karamsarlığa ve umutsuzluğa kapı aralarken!  Gel de yazma…

Ülkemizin Geleceği Sevgili Gençler!                                                                                                         

Öncelikle farklı disiplinlerde eğitim alsanız da, işin başı, daha doğrusu var olması gereken dinmeyecek olan öğrenme tutkusudur.  Aranızda neler konuşuyorsunuz, kimleri okuyorsunuz, ne seyrediyorsunuz, hangi müziği dinliyorsunuz, nelerden hoşlanıyorsunuz, birikimlerinizi çoğaltmak ve zorlu koşullarda da olsanız coşkunuzu yitirmemek için neler yapıyor, hangi yollara başvuruyorsunuz? Kültürel alt yapınızı oluşturmaya gayret ediyor musunuz? Akıcı bir dille yazmak, duru bir Türkçeyle konuşmak için özel bir çaba harcıyor musunuz? Sorularım ve merak ettiklerim uzayıp gideceğinden ve bu köşeye sığmayacağından burada noktalıyor ve bilgiçlik taslamadan öneri paketlerime geçiyorum!

Amacım yılların deneyiminin bana kazandırdıklarını birkaç çarpıcı ve özlü notlarla sunmak o kadar! Hazırsanız başlayabiliriz!

Malum! Ekonomik açıdan dar boğazdayız. Aç çocuklar, işsiz gençler, geçinemeyen emekliler ülkesiyiz. Barınma sorununuz var, aileleriniz zorlanıyor, çalışarak okumak istiyor, iş bulamıyorsunuz, kiralar yüksek olduğu için küçücük evlerde 3-5 kişi birlikte kalıyor, bazen derslere geç kalıyor, bazen derslerde uyukluyorsunuz. Her şeye rağmen umudunuzu yitirmeyin, çünkü bizim umudumuz sizlersiniz…

Her koşulda tarih bilginizi geliştirin, geçmişimizi doğru kaynaklardan öğrenmenin yollarını arayın.  Edindiğiniz bilgileri paylaşın, birbirinize kitap alıp verin, okumaya zaman ve bütçe ayırın. Yeri ve zamanı geldiğinde sorulması gereken önemli soruları sormaktan çekinmeyin. Siyasi boşluğun neden olduklarını, toplumsal taleplerin niçin gözardı edildiğini, liyakatin neden unutturulduğunu sormayı unutmayın…

Bu arada gerçekleri görmeyenlerin, yok sayanların, küçümseyenlerin, ortamı her sözüyle gerenlerin, saldırmayı sürdürenlerin yeni bir sayfa açıp açmayacağını sorgulayın…

Ha bir de şunu unutmayın sakın!  Arka bahçenizde neler var, sizi ne motive eder? Sabırsız, öfkeli, kaygılı, gergin olunca nasıl baş edersiniz? Yorgun, tükenmiş, sabırsız olunca neler yaparsınız? Kendinize ömürlük bir yatırım yapmak isteseniz, ilk adımınız ne olur? Bu sorulara net yanıtlar arayın ve bulmaya çalışın…

Sevgili Gençler!

Cesur ve hevesli olun, tutkularınızı duygularınızla birleştirin, hayallerinizden vaz geçmeyin. Yaşadıklarınızı, yaşamak istediklerinizi, hissettiklerinizi kâğıda dökün. Derdi olana çok şey anlatan, derdi olmayanı dert sahibi yapan gerçeklerin altını çizin. İçinizde kümelenen hüzün bulutlarını dağıtmanın tek yolu yazmaktan geçer bunu unutmayın…(ben hep yazarak rahatladım)

Hayatın zorluklarıyla, zihninizdeki sorularla, üzen- korkutan, geren, strese sokan sorunlarla boğuşurken yazmak reçete gibidir, insana derman gibi gelir. Gündelik yaşamla, reddedişlerle, iç yolculuklarla, yılgın, isteksiz, güvensiz, uykusuz, geleceğe yönelik kuşkularla yüzleşirken çıkar yol yazmaktır. Bunu da unutmayın. Tecrübeyle sabit!   

Heyecanınızın bitmesine izin vermeyin, sadece hoca değil; okul olan, ekol olan, rol model olan, şifa dağıtan eğitimcilerden, hocalardan, aydınlarımızdan yararlanın. Duvara diplomalarınızı ve varsa onur belgelerinizi asarak, içine hayal kırklıkları, gözyaşları ve üç beş parça eşyanızı koyduğunuz bavullarınızı duygu yoğunluğu içinde taşıyarak, yüreğinize geride bıraktıklarınızın özlemini yerleştirerek hiç bilmediğiniz yerlere gitseniz bile yurtsever yüreğinize gölge düşürmeden, “bir gün mutlaka ülkeme geri döneceğim!” deyin, beyninizde projelerinizle dönün. 21 yüzyıl dünyasının bilimsel hızına sizlersiz ve siz olmadan ulaşamayız. Bunu aklınızdan çıkarmayın…

Not: Yazımın ikinci bölümü için Perşembe gününü bekleyeceksiniz. Ben sözümde durup, yazdım. Okumak, not almak, soru sorarak beni köşeye sıkıştırmak sırası sizde…

 

-Genel - 00:01 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.