Han Ayvaz Adıgüzel: Fikirdeki Açıklık…

-Genel - 11 Kasım 2025 00:25 A A

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

YAZI ARŞİVİ

Her fikir belli bir açıklığa dayanır. Fikirdeki açıklık o fikrin alt yapısıyla eşdeğerdir. Mesela: “Tümel tikelden büyüktür!” Görüldüğü gibi burada zihnimiz nettir. Fikirlerin açık olmaması derken neyi anlıyoruz? Örnek olarak millet ve milliyetçiliyi ele alalım.

Acaba milliyetçilik kavram olarak mı var yoksa yapısal olarak mı? Kavram soyuttur. Milliyetçilik de fikir olarak soyuttur, yani kavramsaldır. Yapı ise somuttur, mesela milletin kendisi. 

Soyut fikirlerin somuta dayanması onu netlik kategorisine koyar. Milliyetçilik bir millete dayandığından belli bir açıklıkla sunulursa netlik kazanır.

Teori açıklığın karşıtıdır. Kavramları tasavvur edersin, eğer yapısal bir gerçeğe dayanıyorsa onu tasdik edersin.

Şöyle istisna durumlar da yok değil. Tasdik ettiğin şeyi tasavvur edemezsin. Mesela Allah’ın varlığını tasdik edersin ama nasıl olduğunu tasavvur edemezsin. Doğruluk, tasavvurla değil tasdikle olur. İnsan tasavvurda değil tasdikte sorumlu tutulur. 

Tasavvursuz fikir olmaz. Aklı tasavvur ederiz ama yapısını değil rolünü tasdik ederiz. Bu da ayrı bir konu aklın rolünü yapısal saymak lazım.  

Aklın rolü bilinç vermektir. Bunun yanında bazı bilinçler kuralların ötesindedir, doğrudan ulaşmak gibi. Kişinin kendine ait bilinci doğrudandır, komşuya gidip sormakla değil. Var olan yapısalı tasavvur edemeden sunamazsın. İş odur ki sunumun açık olsun.

İktidarlar siyasi bir güçtür. Gücün tasavvur ve tasdik üzerinde etkisi vardır. İnsanlar iktidarı incitmemek için kendilerini helak edebilirler. Üniversitelerin geç geliştiği ülkelerde durum budur. Aydın olma vasfı kolay kazanılmıyor.

Mesela bazı ülkelerde başkaldırı ruhu var, bazı ülkelerde muti! Bürokrasi elemanlarını aydından saymak gülünç bir durumdur. Böyle olmamalı. Bürokrasiler iktidarların şekillendirilmiş mutileridir.

Düşüncenin kendisi amaç olmalı bunu Avrupa başardı. Bazı ülkelerde araç durumundadır. Bundandır o ülkelerin düşünce geleneği yoktur.

Çağdaş bir ülkede şu üç fonksiyon devam etmeli.” Öğreticiler, koruyucular ve yorumlayıcılar!” Bunlar düşünce safhalarıdır. Yönelim ve yönetim boşluğu bu safhaları pörsüler.

Acaba bir aydının jenerik yönü ne olmalı, bu özellik nerede aranmalı? Vatan ve millet ilişkilerinde!

Aydın konusu o ülkenin öğretmeninden başlamalı. Bir öğretmen görevini aydın fonksiyonuna çevirebilmeli.

Felsefe ve mantık konularına şevk duymak okuyucunun merakından gelir. Merak soruyu çeker ve cevabı yansıtır. Meraklı bir okuyucu yüce bir nurdur. Bunun yanında faal bir yazı okuyucu için bir mertebedir; çünkü o yazı müdebbir bir yazdır.

Büyük araştırma yazıları mümkünlerin yazısıdır. Mümkün, olmamış ama her an olabilecek şeylerdir. Yazdığımız gibi büyük yazıların içinde faal akıl vardır. Faal yazılar okuyucuya dirayet ve bilinç verir. Nur gözü kamaştırır. Okuyucu nur değil aydınlık ister. Göz de aynıdır. O, nurdan çok aydınlanmış yere bakmak ister.

Araştırıcı olmak aslında baştan başlamak demektir. Böylece bir üst dünyaya açılmış olursun. Erdemli bir iştir bu.

Platon bir üst dünya araştırmacısıdır. Gizemler dünyasını bulup çıkarır, ortaya koyar. Kur’an, düşünce katmanlarından “tedebbür” üzerinde çok durur. Tedebbür, dübür kökünden gelir. Yani arka! Bir düşüncenin arka planı!

“Onlar tedebbür etmezler mi yoksa kalplerinin üzerinde kilit mi var!” (47/24)

 

-Genel - 00:25 A A
BENZER HABERLER