Han Ayvaz Adıgüzel: Ahengi Kaybetmek!
Han Ayvaz Adıgüzel
hanayvazadiguzel@gmail.com
İyilik ve kötülük yoktur, eksiklik ve tam oluş vardır. Eğer fikirde, inançta, ideolojide eksiksen kötüsün. Kâinatta her ne var ise onun içinde ahenk olduğu için o vardır. Eğer düşüncende, felsefende hareket yoksa bil ki ahengi kaybetmişsin!
Tam olma aşkı kişiye hâkim olmalı. Konuştuğunda, dinlediğinde, reddiyende tam ol! Bunun için tecrübeler hayatın merkezine yerleşmeli.
İnsan konuştuğu zaman ya imkanlar ya da mümkünler üzerinden konuşur. Gördüğünüz her şey imkanlar, görmediğiniz ise mümkünler dünyasındandır.
Büyük kitapların konusu mümkünler alemidir. Mümkün, yani mümkündür, olabilir demektir.
Dinlerin konusu da mümkünler dünyasındandır. “Cennet, cehennem, melek, şeytan, sırat vb.!” Bunların hepsi de mümkündür, yani olabilir.
Peki, bunların karşıtları var mı? Yani bu denilenler saçmalıktır diyenler var mı? Var! Peki, bunlar ne kadar haklılar? İnsanları ikna ettikleri kadar. Demek oluyor ki; var diyenler de yok diyenlerde insanları ikna ettikleri oranda haklılar.
Yalnız, Allah’ın varlığı mümkünün dışında bir düşüncedir. Ona vacip düşünce denir. “Vacip ül vücut!” Öyle ki, Allah’ın varlığı vaciptir ve kesindir.
Bu konuların temyizi olur mu? Olur, Kelam ilmi ve ilahiyat dünyası verilerle doludur. Bu konular için bir veri tabanı oluşturmuştur.
Düşüncede temyiz!
Bu usul bizde yoktur ancak bunu mahkemelerde işitiriz. Mesela; mahkemenin verdiği karara itiraz edebilirsin o da onu temyize gönderir.
Temyiz, ayırt etme demektir. Hakkı nahaktan ayırma! Mevlâna, “Ayırt etme de bir adamlıktır” der.
Acaba bizde mahkemenin dışında neden temyiz gelişmedi? Bizde prensip var ama ilke yok. İlkeli insanlar zor insanlardır. Onlar çevresini ya değiştirirler ya da yok olurlar. Onların olduğu ülkelerde hükümetler gelişigüzel karar alamazlar.
Ya ilkesiz insanlar? Bunların düşüncelerinde boşluklar oluşur. Acılarla dolu bir boşluk!
Düşünce bilmen içindir, düşünenle düşünmeyeni aynı gözde göremezsin, temyiz lazım.
Düşünce bir öz müdür? Evet, soyut bir özdür. Acaba düşüncenin başlangıcı nedir? O bir fark ediştir. Fark ettiğin zaman düşünce başlar. Peki, düşüncenin sonu nedir? Varlığın kaynağına varmaktır. Varlığı bilmeden varoluştan uzak kalırsın.
Ali, “herkesin, varlığı kendi miktarınca bilmesi onun üzerine farzdır.” Diyor.
Ben neden hep Ali’den yazıyorum; çünkü onun dışında, İslam tarihinde bir cümle bile söyleyen yoktur.
Resul şöyle buyurdu: “ben ilim şehriyim, Ali onun kapısıdır. İlim öğrenmek isteyen o kapıya gelsin’”
Ali’nin dışında herkes, yemiş- içmiş ve yaşamışlardır. Ne Ömer’den Ne Bekir’den ne Osman’dan bir söz bulamazsın. Mesela: “Irmağın dışında bir koyunu kurt kapsa bunu Ömer’den sorarlar” sözünü Ömer’in bilirdim, meğer Mehmet Akif Ersoy’un bir şiirinden alınmaymış. Keza: “Adalet mülkün temelidir” sözü Ömer’in sanırdım. Meğer Eflatun’un muş.
Hülasa Ali’den yazmamın sebebi, onun ilim şehrinin kapısı oluşundandır.
-
Doç. Dr. Çağlar Erbek: Köklenmiş Modernlik Manifestosu
-
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: Bir seçim kaybedersem bir dakika daha durmam
-
Arakçi: Çelişkili mesajları en büyük sorun, Amerikalılara güvenmiyoruz
-
Borsa işlemleri kaydı, Trump’ın büyük teknoloji hisselerinden yüksek kazanç sağladığını ortaya koydu
-
Yunanistan, 2026’nın ilk çeyreğinde tahminleri aşarak bütçede 5 milyar euro fazla verdi
-
İspanya Başbakanı Sanchez’den Filistin bayrağı açan Lamine Yamal’a destek: Gurur duyuyoruz
