Aydınlar ve çürümüşlük…
Cahit Kılıç
Cahitkilic54@gmail.com
Mazrufa bakmadan zarf üzerinden hareket edenlerin yoğun olduğu bir ülkede yaşıyoruz.
Ne yazık ki fikrî derinliği olmayan on binlerin belirlediği satıhta kulaç atan bir gündeme esir olmuş vaziyetteyiz.
Ben, okuma yazması olmayan ne bilge adamlar gördüm. Bilgelik taslayan ne cehl-i mürekkeplerin hezeyanlarına muhatap olmak zorunda kaldım. Tesiri ağırdır.
Bugün, okulu bitirdikten sonra, ilaç niyetine iki takvim yaprağının arkasını okumaya dahi hevesi olmayan sözde okumuş cahillerin burgacında kıvranıyor ülkem. Toplum bilincinden yoksun topluluklar, ben merkezcilik ve menfaatin yılmaz süvariliğini yapıyorlar.
Birkaç cümleyle kendini ifade etmeye kalkan bir fikir adamı, toplumsal yaraya parmak bastığında; kültür bilinci sıfır, cahil ve yobazların hedefi hâline geliyor. Adını bile doğru dürüst yazamayan yaratıkların hakaretleri havada uçuşuyor.
Aydınları susturulmuş toplumların sonu felakettir. Cemil Meriç merhum; “Aydınların aydınlatamadığı toplumları, şarlatanlar aldatır” diyerek yaraya parmak basıyor. Ki, Cemil Meriç’in yaşadığı Türkiye, günümüz Türkiye’sinden kat kat daha bilinçli ve kültürlü insanların aktif hayata katkı sundukları bir Türkiye idi…
Bugün, totaliter bir düzenin baskılarından korkmadan, çekinmeden, özgür iradesiyle fikir beyan eden aydınları görmek, sahrada bir vaha görmek kadar çetindir. Burada esas sebep hapsedilmekten çekinmekten ziyade, gittikçe trolleştirilen ve para karşılığı tetikçilik yaptırılan insan sürüleri tarafından linç edilme vehmidir.
Basın yayın organları çürümüştür. Bilerek ve planlanarak çürütülmüştür.
Eğitim kurumları, aydın bireyler yerine uyuşturularak köleliğe alıştırılmış sürüler yetiştirmek üzere kurgulanmaktadır.
Haksızlığa, adaletsizliğe, beytülmalın talanmasına karşı çıkmak, vatan hainliğine eş değerde tutulmaktadır.
Tarihte, bugün bizim yaşadıklarımızı yaşayan toplumlar (devletler) çok olmuştur. Çürümüşlükten kurtulmak için gösterilen çabalara elli yıl bile az kalıyor. Gözümüzün önündeki en büyük örnek; dağılan Sovyetler Birliği’dir. Ayrılan bağımsız devletler, aradan geçen yaklaşık otuz beş yıla rağmen hâlâ da kokuşmuşluğun girdabında kıvranıyorlar.
Sovyetler Birliği döneminde susturulan veya zindanlarda çürütülen gerçek aydınlar, bugün de ayrılmış bağımsız ama özgür olmayan devletler tarafından susturulmaktadır. Meselâ kültür düzeyi bizden daha yüksek olan Azerbaycan, mafya tarafından yönetilen bir ülkeye dönüştürülmüş, hak, hukuk, adalet yer ile yeksan olmuştur.
Azerbaycan’ı bize benzetelim diye düşünürken; biz, gittikçe Azerbaycanlaştık. Hukuku iğdiş ettik. Müddei aynı zamanda kadı oldu. Mülkün temeli olan adalet, bugün yerlerde sürünüyor.
Demem o ki; bu kokuşmuş iklimden sıyrılıp kendimize dönmezsek; gelecek nesillere elli yılda bile düzeltemeyecekleri bir ülke bırakmış oluruz…
Not: 2019 yılında yazdığım bir yazıdır. Bugün de geçerlidir…
-
Hasan Kanaatlı: Yurt dışında kullanılmak üzere propaganda ve açıklama başlıkları…
-
Erkan Saltan: Sabrın sonu; tebessüm…
-
Özgür Özel’den ara seçim çağrısı: ‘Bu millet artık bir devri kapatmak, yeni bir devri başlatmak istemektedir’
-
IMF, savaştan dolayı bu yıla ilişkin küresel ekonomik büyüme tahminini düşürdü
-
Siverek’te lisede silahlı saldırı: 16 yaralı var, saldırgan hayatına son verdi
-
Çin’den ABD’ye Hürmüz çıkışı: ‘Abluka tehlikeli ve sorumsuz’
