Biçimlenmiş Tanrılar!

09.07.2024 00:03

Kişi Okumuş

0 Yorum

Biçimlenmiş Tanrılar!

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com


YAZI ARŞİVİ 


Kişi kendi sesini kaybederse otorite karşısında siner, sonra silinir. İmparatorluk Osmanlısı bu işe alışıktı. Cumhuriyetle beraber bizim sesimiz çıktı ve sesimizi tanıyoruz. Bir müjde daha; biz dünyayı da tanıyoruz. Keza, biz Allah’ı da tanıyoruz. Bu nasıl bir söz denilmesin. Önceden bize kendilerinin biçimlendirdiği Allah’ı tanıttılar.

Aman Allah, ne Allah’tı o? Tuttuğunu cehenneme atıyordu. Sultan, şeyh, imam ve hoca efendilerden başka herkes cehennemde idi. Şimdi hamt ediyoruz, çünkü Allah’ı tanıma da ileriyiz biz. Onun Resul’üne ve temiz Ehl-i Beyt’ine selam olsun. İnşallah adımız temizler defterine yazılır.

Bizleri kırık dökük düşüncelerin tekrarı yordu. Biraz daha rijit söylemle; tekrarın tekrarı, yankının son hali!

Acaba düşünce hamlemizi kayıp mı ettik? Keşke düşüncemiz olsaydı da sonra deselerdi ki; “siz düşünce hamlenizi kaybettiniz!” Yok ki! Tefsir ve şerhin dışında hünerimiz yok. Ne yazık ki bunda da başa güreştiğimiz yok. Hala diyorlar ki, Zemaşeri’nin “Keşşaf” tefsirinin gücü kırılmadı. Allame Muhammet Hüseyin Tabatabai’nin “El Mizan”ı buna adaydır.

Türkçe büyük düşüncelerin taşıyıcısıdır, bu sahada dolaşanlar bunu bilir. Azerbaycan şivesi şiir dilidir, Anadolu şivesi hitabet!

Şu son kırk yılda ülkemizde üç milli fikir akımı görücüye çıkmıştır. Türkeş’in “Dokuz ışık Doktrini” Erbakan’ın “Adil Düzen”i, Haydar Baş’ın “Milli Ekonomi  Modeli” Üçü de rahmetli oldu. Üçünü de rahmetle anıyorum. Üretilen bu fikir akımları üzerinde gereğince açık oturumlar yapılmadı. Yazdığımız gibi; bu gibi şeyler düşünce hamlesiyle ilgili konulardır.

 Düşünce konularını söyleyip yazmak gerek. Söyleyip yazmak veya gündemi takip etmek, ciddi erkekleri ve kibar kadınları ilgilendirir. Günümüzde ülamaya ne düşer? Hiçbir şey, namuslu olsunlar yeter. Millet evlatlarının onlardan ne öğrenecekleri ne de paylaşacakları hiçbir şeyleri yoktur lakin üzüntümüz şudur: Kör olası bir aydın gitmiş bir şeyhe mürit olmuş. Buna takat getiremiyorum. Dram şairimiz Nesimi bir bendinde şöyle diyor.

“Nesimi her tarafa baksa suretin görecek,

Alemde özgesin görmeye takatim yok!”

İşte benimde bu gibi şeylere şahit olmaya takatim yok. Suç işlemek veya işlenen suça tanık olmak. İnsanın başına ikisi de gelebilir. Sanığın hayatı mahpushanelerde geçmiş, öfkesini Tanrı’ya havale etmiş, “ey felek” demiş ve saatlerce susup kalmıştır.

Ya tanık olmak? Ol ki hak güçlensin. Tamam da; ya bir aydının bir şeyhe mürit olmasına tanık olursan halin nice olur? Şahit olacağına prangalara vurulsan yeridir.

Notalarımda ilimle ilgili bazı hadisler var, onları yazmak istiyorum.

-“İlimsiz din topal, dinsiz ilim kördür!”

-“İlim, alimlerin yanında saklıdır, onu ehlinden öğrenmeniz emredildi!”

-“İnsanlar üç kısımdır. Alimler, öğrenciler ve suların üzerinde biriken çöpler!”

-“İlminden faydalandığınız bir alim, yetmiş bin abidten daha üstündür!”

-“Ya alim ol, ya öğrenci ol, ya ilmi sev. Sakın dördüncüsü olma helak olursun!”

-“Haberiniz olsun ki Allah ilim öğrencilerini sever!”

-“Bir adamın çok namaz kıldığına bakmayın, onun aklına bakın!”

-“Kul akledip kavramadıkça, farzları yerine getirmiş olamaz!”

-“Cehaletten daha çetin bir yoksulluk, akıldan daha faydalı bir zenginlik yoktur!”


 

İlgili Terimler :

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz