Han Ayvaz Adıgüzel: Sözüm kâr etmiyor yare…

-Genel - 2 Mart 2026 23:16 A A

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

YAZI ARŞİVİ

Son mukaddes Kur’an ve insanlığın incisi mesnevi! Birinin ilk emri “oku” diğerinin ki “dinle!” Bakınız ister olağanüstü okuyalım ister dinleyelim. Bize kâr etmiyor. Hatta türkülerimizde bile bu var: “Sözüm kâr etmiyor yâre!”

Bize büyük hekimler lazım. Oturtsun bizi önüne bir güzel dinlesinler. Aslında bu da çözüm değil. Hekim dinlemek ister ama biz susarız. Bir kez “susmak altındır” demişiz ya; gel de konuş.

Âdettendir, gerdek gecesinde gelin kız konuşmaz. O zaman damat ona bir hediye verir, dilinin bağını çözmek için. Ondan sonra çözülür de çözülür. Gel de sustur. Halbuki sadece dilinin bağını çözmek istemişti.

Eğer üstünde elbisen temizse güzel koku sür, kirliyse sabun vur. Eski tabirle şöyle denilir: “Libasın temizse ıtır vur, kirliyse sabun!” Bu ne manaya gelir. Sen bu sözü, niyetin, iç dünyan ve ahlakın üzerinden değerlendir. 

Bir yazar yüksek konuları bazen yazmayabilir, bilgiler ayağa düşmesin diye. Okullarda da durum aynıdır. Bilgi ayağa düşerse çocuğun öğretmene güvensizliği başlar. Popülist yazıların alt yapısı yoktur, çalınmış yazılardır bunlar. Hasta zihniyetler yapar bunu.

Descartes batı düşüncesinde fikir değişiminin kurucusudur. Meşhur sözü şu idi: “Düşünüyorum, öyleyse varım!” Yani o, kendi varlığını düşünüce bir sonuca varmış. İslam’da mesele bunun tersinedir. “Var olduğum için düşünüyorum!” Şüphesiz öyledir. Eğer var olmasaydım düşünemezdim!

Filozof Descartes’e reddiye şöyle yapılabilir. “Eğer düşünmüyorsam ben yokum, biraz ilerisi ben insan değilim” öyle mi?

Düşünce varlıkla ilgili değildir, hakikatle ilgilidir. İnsan düşündüğü için hakikate taliptir. Ayrıca onun karar alabilmesi de düşünceyle ilgilidir varlığıyla değil. 

Herkes kendi tabiatına göre yaşıyor, kedinin fareyi yakalaması onun tabiatındandır, bunun gibi!

Peki, acaba insan kendi tabiatına göre mi yaşıyor yoksa düşüncesine göre mi?

İnsan yalnızdır, özellikle tabiatı açısından. Aynı düşüncede olanlar müstesna. İnsanın yalnızlığını gösteren tek şey karar almasıdır. İnsan karar verdiği zaman yalnızdır ve onun kişiliği karar verdiği zaman ortaya çıkar. Yani kişilik karar zamanıdır.

Var olama bakımından bütün mevcudat ortaktır ama cevher bakımından ayrıdır. Cevher kişinin mahiyetidir, yani içeriyi!

Filozof Sokrates: “Düşüncenin kaynağında trajedi vardır” diyor. Trajedi çekilen acılardır. İhanetler, ağlayışlar vb.

Bilgi uygarlığı getirdi. Uygarlık kendisinden daha yüksek bir uygarlıkla tanışınca çöker, bu genel bir kuraldır. Uygarlığın dinamizmi bilimdir.

Bilgi kazanılır, cehalet bulaşır. Bilge insan dinler, cahil konuşur. Yaşanan olaylarda bütünü görmek bir eylemdir. Algılama böyle kuvvetlenir. Her adam arayış başlatmaz, ondaki mantık şekillenmiş mantıktır. Allah’a itaat bilgi olmadan tam olmaz. Sende bilgi edinmede bir süreç varsa bu seni bilime çeker. Kalp gözün açılınca işte o zaman manevi vizyon başlar. İnancının yanlış olduğunu, yaşantının uygar olmadığını o zaman görürsün.

Gerçeği anlayınca bir baş dönmesi yaşarsın. Sonra sende bir canlılık başlar. Canlı bir yaşam aslında derin bir anlayıştır, kültürün temeli de budur. Böylece senin bilginle beraber sevginde artmış olur. Resul şöyle buyurdu: “Din sevgiden başka nedir ki!”

Resul Muhammed ve onun Ehl-i Beyt’inin sevgisi’ “Meveddet ül gurba!”(Şura-23)

 

-Genel - 23:16 A A
BENZER HABERLER