Han Ayvaz Adıgüzel: Sürekli Dostluklar Mevsimi…

-Genel - 13 Ocak 2026 00:05 A A

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

YAZI ARŞİVİ

Biliyor musunuz, gençlik sürekli dostluklar mevsimidir ama kalleşlik bu mevsimi hep lekelemiştir. Bu mevsimin en zor yanı kişinin sevgiliyi tanıyamama halidir. Bir bakmışsın sevgilinin bakışları değişmiş.

 Zor zamanlardır bu zamanlar. O bakışlar ya seni oyuncak yapar ya asilleştirir.

Aşkın ilk belirtisi, erkek çekingen olur kız cüretkâr. Öyle laflar eder, öyle laflar eder seni ezer geçer. Terlersin, sümüklerini koluna bile silebilirsin.

Her gencin ömrünün bir devresinde evliyalık vardır. Aşk, genç ve orta yaş makamıdır. Sevgiliyle dolaşırsın sonra dersin ki Vallah’a bu kızı bana Tanrı gönderdi. Bütün düşüncelerin masumlaşır. Masumluk çizgilerini sevgilinin yüzünde görürsün. İçten ve güven veren bir yüzle karşı karşıyayım dersin.

Gençler, sevgilinin kıymetini bilin. Bazen kişi fazla merak yüzünden, sevgilisini elden kaçırabilir.

Genç sağlam kalabilmeli, hissini hissiyatını koruyabilmeli. Yalanla dolanla sofuluk olmaz, batıl yoldan Allah’a adım atılmaz. Genç bunları bilmeli. Genç eyer istemezse onun beyni işgal edilemez. Bir işte eğer bir miskal emeğin yoksa onu alman, ona iştiyak duyman bir çirkefliktir. Bu pislik insanın iliklerine işler, ihlası yok eder.

İslam, diğer dinlerden ayrı olarak ihlas üzerinde çok durur. Hatta İhlas suresi sırf Allah’ı anlatan bir suredir. Ciltlerce Allah’ı anlatmaya kalksan bu surenin bir cümlesine bile erişemezsin.

Elimizde Kur’an olduğu halde dinimizi anlamak için kaynaklar aramaya başladık. Sahabe esasında bu kaynak aramanın neticesinde revaç buldu.

Sahabe, dini anlamada bir kaynak ama bu kaynak bulanık!” Bunu düşünür Cemil Meriç diyor. Şüphesiz Resul Muhammed’in yaptığı dünya ve kozmik devrim insanlığın son devrimidir. Bu devrimin dışındaki devrimler göksel değil beşerdir.

Şimdi sancı işin şurasında: Bazen devrimler, haksızlıkları ve zulmü ortadan kaldıracağına, imtiyazları çoğaltmış olur. Resul Muhammed’in etrafında aç, yoksul ve çıplak ayaklılar vardı. Resul’ün yoluna feda oldular onlar ama onun ölümünden sonra o feda olanları ezdi geçtiler ve böylece bir sınıf doğdu, “sahabe-i Kiram” namında.

Şimdi İslam tarihine bakalım. İleri çıkmış bu isimleri değerlendirelim: “Osman, Talha, Zübeyir, Halit Bin Velit, Ebu Hüreyre!”

Osman, Ümeyye aşiretinin yaşlısı idi. Muaviye’nin amcası oğlu idi hem de onun elinde oyuncaktı. Arkadaşı Ebu Bekir’in oğlu Muhammet kalbine bıçağı saplayarak öldürmüştü. Devletin bütçesini akrabalarına dağıtmayla nam bulmuştu.

Talha: Peygamberin ölümünden sonra devasa zengin oldu. Develerinin, koşu atlarının, cariyelerinin, kölelerinin sayısı dudak uçurtuyordu.

Zübeyir: Talha’nın aynısı idi. Bunun yanında deniz aşırı kalyonları vardı.

Halit Bin Velit: Devlet bütçesi kadar mal toplamıştı. Ömer birkaç kez bunun mallarına el koymuştu.

Ebu Hüreyre: Resul’ün ölümünden bir yıl önce Müslüman oldu. Uydurduğu hadislerin sayısı hesaba gelmez. Zekât toplama memuruydu, çiftliklerinin sayısını kendisi bile bilmiyordu.

Din sosyoloğu Wak Waber’in şu sözüne katılıyorum: “İslam üst tabakaya talan hakkı verir! Lakin bu Muhammed’i İslam değil Muaviye İslam’ı idi…

 

-Genel - 00:05 A A
BENZER HABERLER