Hudutsuz Kuvvet!
Han Ayvaz Adıgüzel
hanayvazadiguzel@gmail.com
Anadolu hudutsuz bir kuvvettir, bunun yanında kendine has bir talebi de yoktur. Kültür olarak tek şeyi korumuştur. “Kur’an sevgisi!” Gel gör ki, bin yıllık geleneğinde çok sevdiği Kur’an’ı hiç okumamıştır, yani anlamamıştır dersek yeridir. Zaten istenen de bu idi.
Hudutsuz kuvvet fakat bilinç yok, sadece Kur’an sevgisi. Şöyle diyelim: O halde bu sevgiyi arkasına alan kazanır. Ülkemizdeki kitle partilerinin politikası da bu hudutsuz kuvvet üzerinedir. “Ne yapabiliriz, bu şekilde nasıl götürebiliriz” diye politika üretmişlerdir.
“Kur’an kurslarını yaygınlaştıralım, hafızlık yarışmaları düzenleyelim, danışıklı dövüş üzere cemaatlere yönlendirelim. Hafız Osman Kur’an’ı üzerine açık oturumlar düzenleyelim. Tecvitle okuma yarışmaları yapalım. Vb.” Bunları yaptılar, o hudutsuz kuvveti başka tarafa milim oynatmadılar. Günümüz partilerinin arkasındaki kuvvet hala o hudutsuz kuvvettir.
Türk tarihinin altın çağı fütuhat zamanları mıydı? Tarihte bu hudutsuz kuvvetin hiç sosyal yanı bahse konu olmadı. Bütün zamanlarda halk fakir yaşamıştır. Sürekli yoksulluk, insanı sefilleştirir. Sefilleşen kişinin mantığı pespayedir, bütün mukaddesleri kaybolur; çünkü sefaletin kapısında kahredici bir hareketsizlik vardır. Hareketsizlik bilincin mahkûm edilmesidir.
Sefillik bir sosyal havaledir, ateşli nöbetler geçse bile havale uzun sürüyor. Şunu da bilmek gerek: Ateş geçince papaz mukaddesleri unutur.
Kur’an’ı okuyup anlamıyoruz, bunu yazdık. Peki, diğer kitapları neden okumuyoruz, neden tetkik geleneğimiz yok? Şöyle bir konu anlatılıyor:
Napoli şehrinde şiddetli tartışmadan sonra tartışan kişi düelloya davet edilir. Konu şu: Aristo Dante’den büyüktür!” Düelloya davet edilen ağır bir yara alıyor. Ölmek üzereyken adama sorarlar: Yahu, sahiden Aristo Dante’den büyük mü? Adam şöyle der: “Allah ikisinin de belasını versin, ne ondan ne de ötekisinden tek satır okumuşluğum yoktur.!
İşte bizde ki sağ-sol, işte bizdeki teistler-ateistler, şucular, bucular, işte Kur’an Kursu-işte cemaatler. Ne o ondan okumuş ne de o ondan! Hepsi de partilerin arkasında birer hudutsuz kuvvet!
Okumamamız için şu sözü de lanse edip duruyorlar. “Neden okuyacakmışız, bizim tarihimizi başkaları yazmış!” Biz bu sözü söylemekte acele ettik; çünkü bizde tarihçi yok. Tasavvur edebiliyor musunuz?: MÖ 600 yy’larda Çin’de tarihçiler sınıfı vardı. Tarihçi değil, tarihçiler sınıfı! Hatta ondan 2000 yıl önce de tarihçiler sınıfı yaşamış, ne yazık ki, onların yazdığı binlerce belge okunamıyor. Prof. Bahattin Ögel Bey, “Hun tarihi”nde bu konulara değiniyor. Hatta araştırmalarında Çin tarihinden Türkler için bir belge bulmuştur. Belge şu:
“En az bizim kadar eski millet. Hakanları faziletini kaybettiği için Tanrı onlara gazap etti!” Heyecan verici bir belge, etkilenmemek elde değil.
Şimdi tarihimizi başkalarından öğrenmeyelim de ne yapalım? Ne zamana kadar bekleyelim, tarihimizi öğrenmeyelim mi? Cumhuriyet devrinde yetişen, Rıza Nur ve Prof. İlber Ortay gibi tarihçiler dışında etkin bir tarihçimiz yok. Genel Türk tarihi değil de genelden bir kesit olan Osmanlı tarihini bile Alman Hammer yazmıştır, kaynak hala o kaynak.
Son dönemlerde üniversitelerimizde bir tarihçiler ordusu yetişmektedir denilse de, herkesin bildiği şudur: Türk üniversitelerinde alim değil memur yetişir!
Osmanlı sarayında tarihçi bir kapı kuluydu. Sadece Şehzadelerin sünnet düğününde bulunurdu. “Yaz” emrini beklerdi. “Şevketlü sultanımın küçük şehzadesi” diye inciler döktürürdü. Taht değişiminde de emir beklerdi. “Şevketlü sultanımızın cülusları!” diye başlar ve ağdalı cümlelerle yere göğe sığdıramazdı.
Şunu demek bir hakkı yerine getirmek olur: Türk tarihi bilimsel olarak Cumhuriyetle başlamıştır.
-
Meloni’den Trump’a sert sözler: Sözleri uydurma, çok şaşkınım, ben ve İtalya asla yalvarmayız
-
Uluslararası Göç Örgütü: Dış yardımların kesilmesi ve iklim krizi göç hareketlerini artırıyor
-
‘Istanbul – Ara Güler’ kitabının Fransızca yeni baskısı Paris’te tanıtıldı
-
Prof. Dr. Barış Doster: Cumhuriyetçilerin neleri tartışması gerekiyor?
-
İsviçre’deki ABD-İran görüşmesi iptal edildi: ‘Zaten anlaşma uzaktan imzalandı’
-
Kallas: AB, nükleer anlaşmaya varılması halinde İran’a uygulanan yaptırımların kaldırılmasını görüşecek
