Şehir Sineması / Dr. Beşir Doster
Merhum Büyüğümüz Dr. Beşir Doster’in arşivimizdeki yazılarını peyderpey Edebiyat sekmemizde yayınlayarak kendisini yâd edeceğiz… Cahit Kılıç
Şehir Sineması
Sinema kapısının önünde iri bir tahtada gösterilen filmin parlak kâğıtta fotoğrafları, girişte ve holde ise gösterilecek filmlerin duvarları süsleyen büyük boy afişleri görülürdü. Biraz ileriden, duvar dibinden balkona çıkan merdivenler, balkonun en solunda ise sinema dairesi vardı. Şimdi gözümün önüne VAHİT’in (KARAOĞLU) balkondan sarkan hali geliyor.
Salona iki yan kapıdan girilirdi. Ortada locası vardı sinemanın. Salon aşağıya doğru eğik, adeta amfi tiyatro tarzında idi. Sağında ve solunda Kars’a özgü ısıtma aracı PEÇLER vardı. İleride sahne, perde ve önünde orkestra boşluğu. Bu ideal sinema mimarisini Türkiye’de hiçbir ilimizde görmediğimi acele söylemeliyim. Koca sinema salonu kömürden çok semişka (ayçiçeği, günebakan, şemsamer) kabuğu ile ısıtılırdı. Seyircinin yüzde yüze yakını filmi izlediği sürece semişka çıtlardı. Ben tırnağımı yerdim. O çıtırtının rahatsızlığı ancak bu zırıltıya katılmakla geçiştirilebilirdi. Türkçesi, siz de çıtlayacaktınız.
1930’lu yılların sonunda gitmeye başladığım KARS ŞEHİR SİNEMASI’nda bütün zamanların en büyük filmlerinden birkaçını gördüğümü hatırlarım. Hep tartışmışımdır: Neydi bu şansı bize veren diye.
O yıllarda adeta yasa gibi, filmler tamamı tamamına 90 dakika sürerdi. Asıl filmin başlamasından önce fragmanların sonunda dünya haberleri vardı. Savaş, su baskını, deprem, yangın, sporla ilgili güncel olayların birkaç saniyelik kısa görüntüleri…
ŞEHİR SİNEMASI’nın tiryaki izleyicileri vardı. Sinemayı bir zevk, eğlence, keyif olayı yanında, oraya gitmeyi kahvehaneye, teravih namazına gider gibi alışkanlık haline getirmişlerdi. Yoksa her gece aynı film bir hafta süreyle nasıl izlenirdi? Sinemani gibi bir şey…
Bir de benim çocukluğumda he hafta karşılaştığım arkadaşlarım vardı. Bir kısmı filmlerde gördüklerini yaşarlardı adeta. Örneğin boks yapar, dans eder, Tarzanlaşırlardı.
ŞEHİR SİNEMASI sadece geceleri tek bir seans film gösterirdi. Bir de Çarşamba, Cumartesi ve Pazar günleri öğlen seansları vardı. O yıllarda Çarşamba günleri öğlenden sonra okullar tatil olurdu. Biz sinemaya o gün giderdik. O gün ayrıca dergilerimizi de alırdık. Beş kuruşluk ÇOCUK, üç kuruşluk YAVRUTÜRK dergilerini…
-
Pezeşkiyan: ABD’nin deniz ablukası ve kısıtlama girişimi başarısızlığa mahkum
-
Dünya basın özgürlüğü ‘son 25 yılın en düşük seviyesinde’: Türkiye 163. sırada
-
Emniyet Genel Müdürü ve dört ilin valisi değişti
-
Küresel Sumud Filosu’na İsrail müdahalesi: Yaklaşık 175 kişiye gözaltı
-
Neşe Doster: Hak mücadelesinden sefalet ligine…
-
Kremlin açıkladı: Putin ve Trump telefonda görüştü
