Han Ayvaz Adıgüzel: Felsefe tarihinde sofistler…
Han Ayvaz Adıgüzel
hanayvazadiguzel@gmail.com
Felsefe tarihinde sofistler bir devredir. Bu devre filozofları insanların bunalımlarıyla ilgilenmişlerdir. Çözüm üretiyorlardı, günümüz psikologları misali.
Ünlü Filozof Sokrates bunların en meşhurlarındandır. Diğerlerinden ayrı tarafı, kendisinin mert oluşuydu. Mertliği onu halden hale düşürmüştü, ölene kadar iftiralara uğradı.
Aslında o diğer sofistlere bir şey demiyordu. Yalnız onların yöntemlerini beğenmiyordu. Konuları deşmek, kısaca tartışmak istiyordu. Yetkin bilgilere böyle ulaşılır diyordu. Onun bilgiye düzenli bir yönelişi vardı.
Derken, garibimi astılar. O, dürüstlüğün örneği idi, yürekliydi. “İnsan yemek için yaşamamalı yaşamak için yemeli” sözü de onundu. Filozofumuz için şöyle diyorlar: “O, babasına değil, yurduna da onur kattı!” Ben bu sözü çok önemsiyorum.
İnsanlar Sokrates’ten kendinde ne buluyor. Yazarlar ve düşünürler bazen eleştirel yazılar yazıyorlar. Bu, insanlara çatma değil, tespit olayıdır. Tespit etmeden çözüme gidemezsin.
Fenomen bir ilişkiler yığınıdır. Medyanın arziyetinden dolayı fikirsel ilişkilerden kesilmek üzereyiz. Birbirimizin sırtını sıvazlayarak fikirsel idamemizi nereye kadar götürebiliriz? Acaba yurdumuza nasıl onur katabiliriz. Bundandır Sokrates’i anmak istedim.
Felsefe tarihçilerine göre sofistlerden Platon ülkücü bakış açısına sahipti. Ülkücülük, dünya görüşü içinde idealizmi temsil eder. Dünya görüşü, dünyayı, insanı ve hayatı anlama biçimidir.
İnsanların dünya görüşü üç kategoriye ayrılır, dördüncüsü yoktur. Bunlar sırasıyla; “Materyalist dünya bakışı, metafizik dünya görüşü ve idealist dünya görüşü” başlıkları altında incelenir.
Materyalist dünya görüşü: Bu görüşe göre, her şey gördüğümüz bu dünyadan ibarettir. Eğrisi ile doğrusu ile, güzeli-çirkini ile, adaleti-zulmü ile, zengini fakiri ile her şey bu dünyadadır. Hakikati başka yerlerde aramamak lazım. Her şeyi yaratan dünyadır, dünyanın dışında bir yaratıcı yoktur. Var demek saçmalıktır. Dünyada zulüm ve yoksulluk hadde varınca devrim kaçınılmaz olur.
Metafizik dünya görüşü: Bu görüş materyalizmin dediğinin aynısını der, tek farkla ondan ayrılır. Şöyle diyorlar: “Hayır, dünyanın dışında bir yaratıcı vardır ve dünyayı da o yaratmıştır!
İdealizm dünya görüşü: Bu görüş toz pembe bir görüştür. Yaratıcı konusunda metafizikle uzlaşıyorlar. Materyalizme zıttırlar. Sihirli değnek ile her şeyi düzeltmek istiyorlar. Peygamberlerin cennetini getirirler. Onların katında bütün insanlar melektir, kahramandır ve öyle de olmalılar. Adalet milim şaşmamalı. Yere düşen bir yaprağın bile hesabı sorulmalı. İnsan bunun için yaşamıyorsa intihar etmeli. Düşünürler idealizme/ülkücülüğe çocuksu ve safsata demektedirler.
Dünya görüşleri realiteden uzak olmamalı. Değişenle değişmeyeni, duranla yürüyeni ve güç dengelerini hesaba katmalı, çözüm üretmeli. Masalımsı bir bakış açısından uzak durulmalı. Hüküm verilince ayaklar yere basılmalı. Gereksiz yere insanlar ihanetle suçlanmamalı, karşı muhatabın şahsiyeti korunmalı.
İnsanın yeniden düşünme diye bir derdi olmalı. Araştırma ve tez ortaya koyma lüks sayılmamalı. Kültür ve sloganlarda yenilik hedeflenmeli. Yığılmış meseleler yerden yere vurulmamalı.
Bütünleyici bir çözüm nasıl olur, iki ayrı şeyin yasallığı mümkün mü? Çelişkiler bir bütünde eritilebilir mi, vb. gibi sorula çözüm üretilmeli.
Sofistlerden Aristo, platonun öğrencisidir. O da hocası gibi parlak bir geçmişe sahiptir. Ölene kadar şık giymiştir. Kekeme idi. Yunan milliyetçileri onu Atina’dan kovmuştur. Platon Aristo’ya, “anasına çifte atan tay” diyormuş.
Aristo’ya demişler ki: “O, sen yokken sana sövdü.” Demiş ki: “Ben yokken beni dövebilirdi de!”
Atina’dan kovulunca şöyle demiş: “Önemli olan büyük kentte olmak değildir, o kente yaraşır olmaktır!” Aristo güzellik üzerine yazılar yazmıştır. Şöyle bir soru sorulmuş: “İnsanlar neden güzellerle çok ilgileniyor?” Demiş ki: “Aman, bu soruyu körler sorar ancak!”
Gevezenin birisi konuşmuş durmuş, sonra; “Başını ağrıtmadım ya demiş. “Yok canım hiç dinlemedim ki” diye cevap vermiş.
Aristo ağırlığını bilgiden yana koymuş, hocası Platonun idelerine karşı çıkmış, böylece bilgi anlayışını sağlam bir temele oturtmuştur.
Bilginin temelinde duyumlar var görüşünde idi. Duyumlar haz alınca bilgi insanın hoşuna gider diyordu. Aristo için mesele bilgileri derlemek değil evrensel bilgiye yükselmektir.
-
Japonya’da 7,4 büyüklüğünde deprem: Tsunami uyarısı yapıldı
-
Neşe Doster: Okurlarımın dikkatine! Bugünkü yazımda geçmişle gelecek geçit töreni yapacak…
-
Kuzey Kore çok sayıda balistik füze denemesi gerçekleştirdi
-
İspanya Başbakanı Sanchez, uluslararası solu Barselona’da topladı: Hedefte Trump siyaseti var
-
Antalya Diplomasi Forumu: Ortadoğu’daki gelişmeler ele alındı
-
İran: ABD ile görüşmelerde ilerleme kaydedildi ama taraflar hâlâ anlaşmadan uzak
