Fısıltı…
Emine Kamci
Ansızın bir şey fısıldandı kulaklarıma. Evde tek çıt yokken tamamen sessizlik hakimken gelmişti o sözcükler dizisi. Bir giysinin hışırtısı, çeşmedeki kesik suyun tıslaması ya da çıplak ayakların yerdeki bir halıya sürtünüşü gibi gelmişti kulaklarıma. Önce sesler belirmişti; sonra bir örtünün bir perdenin geri çekilişi, görüntülerin belirmesi gi bisözcükler çıkıvermişti birden bire. Duvarların, camların, kapıların ardından süzülmüşçesine doluşmuşlardı odama.
“ayakkabılarının gıcırtısı duyuldu!” Evet, evet tam da böyle çıkmıştı sözcükler. Ne anlama geliyordu bunlar? Birisi beni duymuş, görmüş olamazdı. Ben evdeydim; ayağımda da terlikten başka bir şey yoktu. Üstelik evde de benim dışımda kimse bulunmazdı bu saatlerde. Tabii kafesteki minik kuşu saymazsam!
Ha, kuş derken: bu sesleri o çıkarmış olabilir miydi? İyi de tek sözcük bile bilmeyen bir kuş onları nasıl söyleyebilirdi? Yok canım, o olamazdı. Peki o halde neydi?
Hayal mi görüyordum? Şizofren miydim yani? Şimdiye dek edindiğim bilgilerim, deneyimlerim, bu tür durumların şizofrenik bulgular olduğunu öğretmişti bana. Ayrıca gitmiş olduğum hiçbir psikiyatır da şizofren tanısı koymamıştı anımsadığım kadarıyla. Öyleyse bu ne demek oluyordu; anlayamıyordum.
Bir an için Kafeste durmadan kıpırdanan, türlü sesler çıkaran kuşa kulak kabarttım. Örneğin, sokaktan geçenlerin pazar arabalarıyla ya da çekçekli valizlerinin tekerlek seslerini taklit ettiği olurdu ama konuştuğunu hiç mi hiç işitmemiştim. Küçük bir papağandı. En belirgin özelliği de çok çok güzel oluşuydu. Bedeni ve kuyruğu masmavi, kafası kırmızı,yüzü şeftali rengiydi. Güzelliğiyle övüneblirdi. Gevezeliğiyle de öyle. Evet, konuşmasına konuşmuyordu fakat ilgisiz kalınca da hemen yaygarayı basıyordu! Öyle ki en tiz perdeden çığlığıyla evi başımıza yıkıyordu. Yemleri ya da suyu azaldığında da aynı ciyaklamasıyla tepkisini
gösteriyordu.
Yok yok bu sözleri o söylemiş olamazdı.
“Ayakkabılarının gıcırtısı!” Bunları düşünürken birden gözümde eski bir imge canlanıverdi.
Beş altı yaşlarındaydım. Bir hastane koridorunda, annemle birlikte göz doktoru sırası beklerken önümüzden güzel giyimli bir adamın ölçülü adımlarla geçip gittiğini gördüm. Adamın ayakkabıları belirgin bir şekilde gıcırdıyordu. Bizden epeyce uzaklaşmasına karşın bu gıcırtılı adımlar hala duyulabiliyordu. Bir süre sonra aynı adam önümüzden yine geçti.
Bu kez onu daha iyi seçebilmiştim. Yaşlı olmalıydı; saçları griydi. Epeyce de şişmandı. Bu ağırlığın altında kalan ayakkabıları kauçuk tabanlı olmalı ki ezildikçe inlercesine gıcırdıyordu.
Benzer bir gıcırtıyı da her yıl evimizin önünden geçen ağzına kadar koca karpuzlarla dolu yaşlı bir traktörden işitmiştim. bu traktör, sokaktan her geçişte, bu yükün altında adeta bir insan gibi ofluyor, pofluyor, inliyordu.
Hey Tanrım,aklıma neler de geliyordu. Peki şimdi ne olacaktı? Bu sorumun yanıtını kim bilecek,bana kim söyleyecekti?
Bir an için düşünmeyi bırakıp koltuğumda doğruldum; kollarımı gelişigüzel iki yanıma bıraktım. Sağ elimle pantolon cebime dokunur dokunmaz aynı fısıltılı sözlerle odadaki sessizlik aniden bozuldu. Telefonum cebimdeydi ama bu olanaksızdı. Evet belki sesli uygulamayı açık bırakmış olabilirdim. Yok, yok! Sesler örtüşmüyordu. Telefonun sesli uygulaması gayet netti. Oysa işitmiş olduğum o sesler bir fısıltıdan ibaretti.
Yine böyle düşünürken o ses bir kez daha geldi. Sanırım bu defa kaynağı saptamıştım. Ayağa kalkarak sesin geldiği yöne doğru yürüdüm. Sonunda bulmacayı çözmüştüm. Çünkü köşedeki konsolun üzerinde sesli bir kamera durmaktaydı. Şaşkınlıkla geldiği günü anımsadım. Onu en kısa zamanda oradan kaldırmalıydım. N izlenecek bir akvaryum balığı ne de savunmasız bir çocuktum.Onunla birlikte, fısıltıların yaratmış olduğu tedirginliklerim de gidecekti.
-
IEA: Petrol stokları rekor hızla eridi, fiyatlarda yeni dalgalanma uyarısı
-
‘Casusluk’ davasında tutuklulukların devamına hükmedildi
-
İran: Silahlı kuvvetlerimiz her türlü saldırıya hazır
-
Lavrov: Rusya ve ABD arasında hiçbir ortak proje uygulanmıyor
-
Belçika’da on binlerce kişi hükümet reformlarına karşı genel greve katıldı
-
Pentagon İran savaşının maliyetini 29 milyar dolar olarak açıkladı
