Han Ayvaz Adıgüzel: Cumadan arta kalan-4

-İslâmî Yazılar - 12 Mayıs 2026 00:02 A A

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

YAZI ARŞİVİ

Bir inanç, anlatım dilini bulmalı, sunum açık olmalı, kaos yaratmamalı. Mesela: “Üçgenin iç açılarının toplamı 180 derecedir” veya ““Karenin her bir açısı 90 dercedir” gibi. Görüldüğü gibi bunlar net bilgilerdir. Eğer insan iyi anlarsa İslam’ın da böyle net bir din olduğu şüphe götürmeyecektir. Bundandır sunum açık olmalı, kaos yaratmamalı denilmiştir.

İslam’ı bildiğin halde onu tanımayabilirsin. Bu durum yaygın olarak Müslümanların özelliklerindendir. Bütün dinlerde tanıma bilginin üzerinde olmuştur, bu bir din gerçeğidir. Tanıma, bir konunun anlam ve ruhunun, o kişi tarafından en içten duyulup hissedilmesidir. Yani akıl ve kalbin birlikte tasdiki!

Her dinin ve öğretinin alt yapısı onun dünya görüşünden ibarettir.

Düşünce dünyasında dünya görüşü şu üçünün dışında değildir: “Materyalizm, metafizik ve idealizm!”

 Acaba İslam’ı dünya görüşü bu üçünden hangisidir? 

İşin ilginç yanı İslam bu dünya görüşlerine uymuyor. İslam’ı görüş: “İnsan, tarih ve toplum” birlikteliğidir. Bu görüş insanı rahatlatır. Ancak rahatlayan insanın yönü olur, yani dünya görüşü!

İnancı sorgulamak, toprağı sürmek gibidir. Sorguladığın şeyin cevabını, uğraşıp yeterince almayışın, sürdüğün toprağa tohum atmamışsın demektir. O zaman o toprakta ayrık otları yetişir.

Acaba bir dinin hakimiyetini kabul edenlerin davranışlarında bir değişiklik var mı? Var! Tercihinde dinin emrini gözetmek! Peki, ya dinin emrini yanlış anlamışsa? İşte sancı burasıdır! Yani halkın tabiri ile, dananın kuyruğunun koptuğu yer!

Bu yanlış anlayıştan dolayı dinde mezhepler türedi. İslam’da da aynı oldu. Neticede iki ekol ortaya çıktı. Sünni ve Şia! Bu kaçınılmazdı.

Sünni ve Şia bir anlama gereğinden başka bir şey değildir.

Peki, bir dini nasıl anlayalım, sonra o dinin dayandığı kitabı nasıl anlayalım, acaba anlamada kriterimiz ne olmalı? Bu gibi sorular dini ihya eder. Yani canlandırır!

Önce o dinin cevherini anlamalı. Bunu anlamalı ki din o kişinin iliklerine işlesin. Yani asıl oluşunu, asaletini!

O din bütün beklentilere cevap verebiliyor mu, verdiği cevaplardan bir sonuç çıkıyor mu? Aslında dinin cevheri, dinin kalbi demektir. Dinin cevheriyle ilgili o kadar güzel sözler var ki, her birine “işte bu söz değerlidir, “İşte bu söz yeterlidir” dersin” Şimdi bu sözlerden birkaçını sıralayalım.

“Dinin cevheri mistik tecrübedir!”

“Dinin cevheri insandaki davranışlardır!”

“Gözlem ile bilginin gerçeğidir!”

“Dinin cevheri, varlığımızdaki arzulardır!”

“Bilinmeyen bir gücü araştırmaktır!”

“Tabiat ötesine inanmaktır!”

Hülasa dinin cevherini bu şekilde araştırıp durmuşlar. “Hissidir, ahlakidir, toplumsaldır, psikolojiktir, gözlemdir, adalettir, iyimserliktir, fıtrata uygunluktur vb. gibidir diye kayıtlara geçmişlerdir.

Düşünür Schuon: “Bütün dinleri bırakın, sadece İslam’ı inceleyin, dinin cevherini bulursunuz” demiştir.

Peki, hakikaten İslam’ın cevheri nedir? Velayet! Bu konu bilinmeden Allah’a inanmanın hiçbir derde deva olmadığı anlaşılacaktır!

 

-İslâmî Yazılar - 00:02 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.