Han Ayvaz Adıgüzel: Böyle bir anlayış…
Han Ayvaz Adıgüzel
hanayvazadiguzel@gmail.com
“Eğer köle benimse, benim kölem bana karşı ne hak ileri sürebilir? O benimdir, benim kendime karşı bir hak ileri sürmem anlamsızdır!” Bu bir anlayıştır ama akıl almaz bir anlayış!
Böyle bir anlayış burjuva anlayışıdır. Peygamberlerin ölümünden sonra Kutsal kitapları tevil yaptılar, köleliğin kaynağını kutsal metinlere bağladılar. İslam’da bu anlayışa tezce kaydı, benzer bir sınıf doğdu. Eşrafçılık!
Artık kölesi hacı ağanın malıydı, üzerinde tasarruf hakkı vardı. Oysa Resul’ün ölümü bu eşrafçılıkla savaşmakla geçti.
Araplarda, daha günümüze değin, alime değil, zengine hürmet edilir. Meclise gelen bir insan önce zenginin yanına gider, eğer küçükse onun elini öper, büyükse elinden tutar baş eğer ve sonra cemaate döner selam verir ve gider bir köşeye otururdu.
Dillere pelesenk olmuş şöyle bir söz vardır. Zenginin yanına gider şöyle derdi: “Uzat o elini, dışı öpülmeye, içi dağıtmaya layıktır!”
Bu eşraflar dini halktan çaldılar, halkı sahabe denilen Arap beylerinin kucağına attılar. Dediler ki; kulağınızı açın bunlar sahabedir ha! Müslüman’ın kara yazgısı böyle başladı.
Adam kendini Müslüman sanıyormuş. Put dolu bir evin yanından geçerken çok kızmış. Gideyim o putları kırayım demiş ama ne yapmışsa kapıyı kıramamış. Tanrı’ya yalvarmış: “Tanrı’m bana yardım et, kapıyı açayım bu putları kırayım” diye.
Tanrıdan ses gelmiş: “Zahmet etme, yerden bir taş al, hızlıca kafana vur, o evin içinde olanlardan birisi de sendedir!” Biz de öyle diyoruz: Tereddüt etme vur!
Vereceğin bir yufka ekmek, kıldığın o burjuva namazından eftaldır. Dediğimiz nedir? Burjuva anlayışında bir namaz!
Kıldığın namazda devrimci bir ruh gerek, direniş temelli, işte misyon budur!
Benim misyonun nedir sorusu kişide fark yaratır. Şöyle de diyebilirsin: Ben misyonu mu kaybettim!
Sınanma zamanı gelip çatınca, erlik kime nasip olur, o zaman belli olur. Sınanma zamanı öyle bir yol ki, bu yolda aslanlar bile karıncaya sığınır. O halde susta ayıplar ortaya dökülmesin.
Aşıkların dediği şudur. Sevgiliye sadık mıyız diye, şöylece sınanıp duruyoruz.
Filozof Sartre: “Tanrı’yı az bir zaiyatla ortadan kaldırmak lazım” diyor. Bu tanrı dünyanın her tarafında çok zaiyat veriyor. Kimin Tanrı’sıdır bu? Cemaatlerin, Cıa’nın, Mossad’ın!
Uyanık tanrılar. Bunların her yanda başka bir namı var, Nurcu oluyorlar, Nakşi oluyorlar, El kaide oluyorlar, İhvan oluyorlar vb.
Kaldıramadık bu Tanrı’yı aradan, hep yenildik. Peki bunun çaresi yok mu? var! Nerede Tanrı’ya davet eden varsa, az bir zaiyatla onu ortadan kaldırmak lazım.
Din, insanı Allah’a davet değildir, insanda olan Allah’ın fıtratını hatırlatmaktır.
Bu davette en alçakça hitap şudur. Davet edenin adlarına bakalım: “Allah dostu, Allah adamı, Allah’ın velisi…” Kardeş, sen mihenk taşı mısın, insanlara bu ünvanı veriyorsun? Herkes Allah katında onun dostudur, velisidir. Sen git yularını boynundan çıkar.
Ehl-i Beyt imamlarından sordular. “Bir kişinin insanları Allah’a davet etmesi doğru mudur?” Buyurdular ki. “And olsun Allah’a, eğer onu Allah görevlendirmemişse şirktir!” Bu hadis karşısında herkes ayağını denk alsın!
-
Erkan Saltan: Sevda Üşür…
-
Putin, Pezeşkiyan ile telefonda görüştü
-
Ceyda Karan: ‘İran’a egemen sloganlardan biri intikam, ılımlılar dahi saf değiştirmiş durumda’
-
Recep Genel: Trump, sen bu savaşı şimdiden kaybettin…
-
WSJ: Trump’ın danışmanları İran savaşı için çıkış planı önerdi
-
MSB: Malatya’ya Patriot savunma sistemi konuşlandırılıyor
