Han Ayvaz Adıgüzel: Ruha tapıcılık bir çeşit ilkel dindir!
Han Ayvaz Adıgüzel
hanayvazadiguzel@gmail.com
Dinler tarihini bilmeden yaşarsan, din sana ayak değil ayak bağı olur. Sana adım bile attırmaz. Evde kalmış kıza dönersin.
Elde edilen belgelere göre ilk din Fetiş dinidir. Fetişizm! Fetiş, eşya ve boncuk gibi şeyleri kutsamaktır. İnsanlar, onlara el vurur, öper ve mesh ederdi. İnanların ilk ibadet yerleri dağ yarıkları idi. Fetişler o yarıkların içinde saklıydı.
Fetişlerde birer ruh olduğuna inanılıyordu ve bu ruha tapınılıyordu. Ruha tapıcılık bir çeşit ilkel dindir. Dinler tarihinde buna “Animizm” denir.
Zaman içinde bu ruh canlı bir varlıkta kendini gösterdi. Bu bir totemdi. Totemizm! Artık her kavimin bir totemi vardı. Mesela, bayrak! Bayrak: Fetişizm, animizm, totemizm ve şu andaki mensup oldukları dinlerinin kristalize edilmiş şeklidir. Konumuza Türk bayrağı ile örneklendirelim:
Türk bayrağı ay ve yıldızdan ibarettir. Ay, İslam’ı yıldız, Ehl-i Beyt’i temsil eder. Kırmızı renk cesareti, beyaz renk dürüstlüğü ve saflığı! Bu bayrak, tevhit bayrağıdır. Kaynakların verdiği izahlardan birisi budur. Bazı kaynaklarda şöyle bir izah da vardır: Sakarya savaşında şehitlerin kanı bir yere toplanmış. O an bu kanın üzerine ay ve yıldızın yansıması düşmüş. Böylece bu yansımayı bayrak olarak kabul etmişler.
Ehl-i Beyt’le ilgili Kur’an ayetleri ve bir de hadis yazmak istiyorum.
“Ey Resul, onlara de ki: Sunduğum din olan İslam’a karşılık sizden Ehl-i Beyt’ime sevgi ve itaat etmenizi istiyorum!” (Şura-23)
“Ey ehl-i Beyt, Allah sizden her türlü kiri ve günahı gidermek ve sizi masum yapmak diler!” (Ahzap-33)
“Ehl-i Beyt’im kurtuluş gemisidir, ona binen kurtuldu!” (Hadis)
İnsanların zamanı ile Peygamberlerin zamanı bir değildir. Herkesin zamanı kendi öz frekansında akmaktadır. Peygamberlerin ve masumların elinde bütün zamanların anahtarları vardır. Kuantum teorisini tam anladığımız ölçüde bu anahtarları elde etmiş olacağız.
Kur’an’da bu anahtar besmele ile sunulmuştur ama ne olduğunu bilmiyoruz. Mesela İmam Zeynel Abidin’den şöyle bir söz var: “Bismillahirrahmanirrahim’i gereğince söyleyiniz, onun içinde biz varız!” Bu söz Kuantum zamanına matuf bir sözdür. Ehl-i Beyt’in hadislerinde bu gibi sözler çoktur.
Ehl-i Beyt’in konumunu anlayamayanlar böyle aşkın hadislere bir anlam veremiyorlar. Müslim’de Buhari’de böyle bir hadis var mı diyorlar. Müslim ve Buhari İslam’ın aşkın yapısına pek değinmemişilerdir. Öyle ki; bu hadis kitapları tarım toplumuna bile hitap edemiyorlar, kaldı ki Kuantum zamanına parmak basmış olsunlar.
Hidrojenden daha ilerisi kuantum evrenidir. Bundan daha ilerisi ışık hızı, daha ilerisi zamansızlıktır. Burada zaman yoktur, donma başlar.
Kuantum, bilgi sayarla üretildi ama insanlık bundan korkuyor. Bunu bir aşağı çektiler. Bunun adına bilgi sayar değil, bilgi ayar dediler.
Dinler tarihi analizinde dinlerin iki cepheli olduğu ve bunların paralel yürüdüğü anlaşılmıştır. Dinin afyon cephesi ve vicdanı cephe! Afyon cephesini iktidarlar, vicdanı cephesini de halk temsil eder.
İnsanlar din konusu olunca uyuşuk bir hal alıyorlar.
Acaba hurafe bir dinin alternatifi nedir?
Deizmim mi, Ataizi’m mi, Tengicirik mi? Hayır, dinin peygamberlik cephesi! Peygamberler sonsuz çağlar ötesini konuşuyor. Sefiller bunu pek anlamazlar.
Bir dinin ontolojisi bozulmamalı, bilgi kaynakları kurumamalı. Bozulan dinin adı “muharref din”dir. Yani tahrif edilmiş din.
Dinler, insanlığı böldüğü gibi mezhepler de bir başka böler. Bu yüzden dinlerin kökenlerine inmek gerek. Yani Dinler tarihi!
İslam dininin kökü Kur’an ve Ehl-i Beyt’tir. Bunun dışında ne varsa angaryadır, bölücülüktür. İşte çözüm!
-
Denizli’nin Sarayköy ilçesinde facia: Bariyere çarpıp yanan otobüste biri bebek 8 ölü, 33 yaralı
-
İran’dan ABD’ye rest: Düşmanın vaatlerine güvenimiz yok, somut güvenceler olmadan anlaşmayı kabul etmeyiz
-
Aşırı sıcaklar Avrupa’yı kavurdu, birçok ülkede sıcaklıklar 40 dereceyi buldu
-
Trump: İran nükleer silah geliştirmeme garantisi verdi
-
Şampiyonlar Ligi kutlamaları sonrası Fransa’da yüzlerce kişi gözaltına alındı
-
Ahmet Demirbaş: Bölgemizde iz bırakanlar: Dr. Beşir Doster
