Okurla Hasbihâl…

12.02.2018 00:04

1.504 Kişi Okumuş

1 Yorum

Okurla Hasbihâl…

Cahit Kılıç

cahitkilic@tanyerihaber.com

Küçücük çalışma masamın üstünde okunacak çok kitap birikti…

Bu kitapların önemli bir kısmını kadim dostlar oluşturuyor. Her daim başucu olan başyapıtlar.

Zamanın ruhumuza damla damla akıttığı acıların, hüznün ve kederin ilacı niyetine bir soluk aldıran ve yudum yudum içilen gazeller, kasideler, hicivler, rubailer, muhammesler, tahmisler, tecnisler…

Bazen sadece bir beyit, bazen bir bentler terkibi…

***

Fuzûlî’dir, Rûmî’dir, Sâd’î’dir, Hafız’dır, Hayyam’dır, Şehriyâr’dır, Ziya Paşa’dır…

Hem şiirin, hem de Şark’ın sultanlarıdır bunlar…

Ve elbette, olmazsa olmazımdır Hz. Ali bin Ebutalib… Nehc-ül Belaga’sıyla…

***

Bunlar ev sahipleridir…

Bir de konuklar gelirler… Üçer beşer gruplar hâlinde; bir müddet konaklayıp giderler…

Roman ve öyküyle aramıza mesafe gireli çok oldu…

Hayâlî çocukluk arkadaşım Alyoşa (Maksim Gorki), uzun bir süre bütün koltukları rezerv edip, matine-suare demeden hep o arz-ı endam edince, verdiği bıkkınlık hissiyle sahneyi felsefeye kaptırdı…

Yakın tarih ve araştırma içerikli kitaplar da sıraya konulanlar arasında…

***

Okunma sırasına konulanlardan biri de, büyük oğlum Savaş Kılıç’ın Fransızca’dan çevirisi, Jacques Ranciére’in “CAHİL HOCA – Zihinsel özgürleşme üstüne beş ders” isimli eseriydi… (Metis Yayınları)

Evlât hasretinin açtığı yaralar çoktan kabuk bağladı, bağlamasına da…

Lâkin…

Diyabet denilen illet, okumaya izin vermiyor artık…

Daha üçüncü sayfaya ulaşmadan, aradan geçen zaman süresi hakkında bir fikriniz olmadığı gibi, uyandığınızda görüyorsunuz ki kitap elinizden kaymış yere düşmüş, gözlüğün bir kolu kulakta, diğeri burnunuzun kenarına takılmış. Ha düştü ha düşecek…

Üstelik Zefir Bey (Gara balam), ayaklarını göğsünüzün üstüne koyarak, burnunu tam da sizin burnunuzun ucuna dokundurup kısık sesle miyavlayarak kaldırıyor sizi esiri olduğunuz derin uykudan…

Ya ilgi istiyor…

Ya da karnı acıkmış nâbekârın…


Zefir Bey ile birlikte çalışma esnasında uyuklama hâlleri… Bizim hanım basmış deklanşöre…

***

Köşe yazarısınız…

On yıldır sizi takip eden müdavim okurlarınız var…

Birçok yazınız, ülke sınırları dışına taşmış, oralarda yayınlanmış…

Yine ülke dışında yayın yapan bazı radyo ve televizyon kanallarına konuk yorumcu olarak katılıyorsunuz…

Mütevazı da olsa bir haber sitesi yönetiyorsunuz…

Artık med-cezir hâline dönüşen uyku gel-gitleri arasında günde ortalama otuz haberi okuyor-yazıyor ve yayımlıyorsunuz…

İşiniz gereği yine günde ortalama en az yirmi köşe yazısı okuyorsunuz…

Ortadoğu ve Kafkaslar adına bazı yurt dışı yayınları takip etme mecburiyetiniz var…

Bunların yanı sıra fırsat buldukça da kitap sayfaları çevireceksiniz…

***

Zor…

Ama…

Çevireceğiz…

Başka yolu yok…

***

Eskiden büyük gazetelerin yayın yönetmenleri, pazartesi günleri okurları için bir hasbihâl yazısı yayımlarlardı…

Bende-i hakir de, bu mütevazı köşede siz değerli okurlarımızla bir teşehhüt miktarı da olsa hasbihâl etmiş oldum…

Siyasetin kirlettiği gökyüzünden bir damla yağmur eşliğinde inen bir nefesçik temiz hava kabilinden tasavvur ediniz ve kabul buyurunuz efendim…


Yazarın yazı arşivine ulaşmak için buraya tıklayınız…

İlgili Terimler :

YORUMLAR