Kur’an neden bu kadar kıssalardan söz etmiştir?

-İslâmî Yazılar - 10 Ocak 2025 00:01 A A

Hasan Kanaatlı

h.kanaatli@hotmail.com

Şöyle bir soru yöneltilebilir:

Mademki Kuran’da mucizeden bahsedilmiyor ve peygamberden mucize isteyen müşriklere, peygamber de: “Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim” (İsra: 93) diyor ve mucize getireceğini adeta reddediyor, o takdirde Kuran neden bu kadar kıssalardan söz etmiş ve bunları zikretmiştir?

Cevap    

Dinler için akılcılık önemli değildir! Önemli olan imandır!

Yani ilim; tabii kaidelerden istifade eder, fakat din maneviyat ister! Maneviyat ise, hayali olaylarla irtibatlıdır, aklî güç ile irtibatlı değildir! Bundan olsa gerek Farabi, Filozoflara göre peygamberlerden daha üstündür! Çünkü filozoflar açısından aklın gücü, dinin gücünden daha üstedir. Hayali güç ise, aklın gücünün altındadır!

Enbiya, hayali güçten faydalanmıştır! Örneğin Enbiyanın faydalandığı cennet, cehennem, cennetteki saray, köşk, huri, bağ, bahçe vs. gibi şeyler, tümüyle hayal mahsulü şeylerdir! İnsanların %95’i de hayali güçten istifade ediyorlar! Hem Nebiler hem de insanlar iman gücünü oluşturmak için bu hayal gücünden yararlanmaktalar! Yani hangi surette olursa olsun, hatta gerçek dışı da olsa Nebinin hedefi, insanları inandırmaktır! Bundan dolayı onlar için vesile, pek de önemli değildir!

Nebi açısından insanlar mümin oldukları taktirde, iyi ve salih insanlar oluverirler! Bunlar (yani imanî şeyler), akıl dışı şeylerdirler. Örneğin “isarda bulunma” (yani karşıdakini kendine tercih etme) konusunu akıl kabul etmez! Çünkü akıl çıkarcıdır ve der ki; “hayır! İsar’ın hiçbir anlamı yoktur! Ben, örneğin bir çocuk için kendimi nasıl zor duruma sokabilirim! Benim varlığım, onun varlığından daha önemlidir!” Oysaki ahlak şöyle der: “Bir çocuğun ateşte yandığını ya da suda boğulduğunu gördüğünde, sen onu kurtarmak için kendini tehlikeye atmalısın!” İşte “isar” budur!

Nebilerin insanları gerçek dışı üzerinden de olsa inandırmalarının anlamından, asla “Nebiler yalancıdır” düşüncesi kastedilemez! Hayır! Nebiler kesinlikle yalancı değillerdir! Nebi Muhammed ya da İsa b.  Meryem, aklın dışında birçok şeyler söylemişlerdir! Bunların bundan kastı, insanları imana cezbetmektir! Yani gerçekte insanlardaki var olan işlerin  %5’i ancak aklî işlerdir, %95’i ise hep duygulara, hayal ve hissiyatlara dayalıdırlar!

Diğer bir deyişle; insanların hayatı, hepten akla dayalı değildir! Akıl aynen bilgisayar gibidir! Öfke, rağbet vs. gibi şeyler, hayali güçleri takviye eden şeylerdir! Enbiyanın hedefi de bu duyguları, insanları dine inandırmak için kullanmaktır! Yani Enbiyanın maksadı, hakikatleri; ilmi ya da tarihi olarak beyan etmek değildir! Nebilerin hedefi, insanlarda iman unsurunu güçlendirmektir!

Celalettin Rumî (Mevlâna), Hafız Şirazi, İbn. Arabî vs. gibi ariflerin de yazdıkları kitapların birçoğu, hurafeye dayalı kitaplardırlar. Fakat bundaki amaçları insanlara ahlak vermek ve onları bilinçli kılmaktır! Günümüzdeki birçok filimler de öyledir! Fakat hiç kimse o filmlerin yalan olduğunu söylemiyor! Oysaki o filmler de yalan ve gerçek dışı şeylerdirler! Demek ki önemli olan, kutsal kitaplarda yer alan şeylerin gerçekteki varlığı değil, kalp ile mutabık olmasıdır! Şayet insanî değerler ile mutabık ise, o doğrudur, şayet değilse, o batıldır!

Fakat ilim böyle değildir! Şayet ilmi bir konu gerçek ile mutabık ise o doğrudur, değilse o yanlıştır! Dolayısıyla bu durumları iyi temyiz etmek gerekir!

İnsanlardan birçoğu (laik ve kültürlü kesim) bu durumları temyiz edemiyorlar! O kesim, Kuran’ın kimi ayetlerini şayet aklın hilafına bulurlarsa, “işte bu Nebi yalancıdır!” deyip o dinden kopuyorlar! Hatta Allah’ı dahi (haşa) yalancı tutuyorlar! Ve bundan dolayı da münkir (ateist) oluyorlar! Oysaki dinin hedefi insanî değer ve ahlak ile uyum sağlayanı söyleyip insanları bu değer ve ahlaka iman ettirmektir! İlmin gayesi ise, söylediği bir şeyin hariçte varlığını aklî veriler üzerinden ispat etmektir!

 

-İslâmî Yazılar - 00:01 A A
BENZER HABERLER